(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/7407 E. , 2013/10746 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, mütevefa ....'ın sevk ve idaresindeki araç ile trafik kazası sonucu müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek,asıl dava da ... mirasçılarından ... ve ... ile Genel Sigortadan, birleşen davada .... mirasçılarından ... ... ve ...'dan 11.000,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, kusur ve hasarı kabul etmediklerini, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davalılar ..., ...,... ve ... açısından davanın reddine, ... ve Genel Sigorta açısından davanın kabulü ile 11.000,00 TL. Tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Dava, ...nun 1301 nci maddesine dayanılarak, sigortalının halefi sıfatıyla açılmıştır. Davacı ... ile davalılar arasındaki ilişki sözleşmeden kaynaklanmamaktadır. Tazminatın kaynağını Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve devam eden maddelerinde düzenlenen işletenin hukuki sorumluluğu oluşturmaktadır. Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 24.09.1971 gün ve 165-102 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği gibi, halefiyet ilkesi açısından sigorta ettirenin açacağı davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine göre belirlenmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 ncu maddesinde 2 yıllık zamanaşımı öngörülmüş olup, bu süre sigortalıya halef olan sigorta şirketi açısından da kaza tarihinden itibaren başlar.
Somut olayda tazminatı doğuran kaza 30.06.2003 tarihinde olmuş ve dava 27.02.2006 tarihinde açılmıştır. Sigortalının tabi olduğu zamanaşımı süresi 30.06.2005 tarihinde dolduğundan, davalı ...'ın süresinde yapılan zamanaşımı def’inin kabulüne karar vermek gerekir iken, zaman aşımının suç teşkil eden eylem nedeni ile dolmadığını kabul ederek davanın esasına girilerek adı geçen davalı adına hüküm kurulması doğru görülmemiştir.