1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2009/10171 E. , 2009/12257 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : TUZLA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/06/2009
NUMARASI : 2005/53-2009/721
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çekişme konusu 547 parsel sayılı taşınmazda davalı ile birlikte paydaş olduğunu, taşınmazda yapılan özel parselasyona göre çekişmeli 13 özel parsel yeri kendisine ait olduğu halde, davalı tarafından çitle çevrildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve tel örgünün kaldırılması isteğinde bulunmuştur. Davalı, çekişmeli yerin kendisine ait olduğunu, davacının yerinin 1 nolu özel parsel yeri olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazda imar uygulaması yapıldığı, taşınmazda davacı ve davalının hissedar olduğu, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kayden tarafların paydaş oldukları 547 sayılı kadastral parselde davalının çit çekmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümünü tasarruf ettiği ve 09.01.2009 tarihinde davanın devamı sırasında yapılan imar uygulaması sonunda , yeni imar parsellerinin oluştuğu ve davalının kullanımında bulunan yerin müstakil bir parsel olarak davacı ve davalıya özgülendiği ve sicil kaydının buna göre tesis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, imar uygulaması ile davanın konusuz kaldığı benimsenerek, yazılı olduğu üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.
Oysa, kadastral parseldeki mülkiyet durumu imar uygulaması sonucu oluşan yeni imar parselinde davanın tarafları yönünden bir değişiklik yaratmamıştır. Buna göre yeni imar parselinin tamamını davalının kullandığı gözetildiğinde davanın konusuz kaldığının kabulü olanaksızdır.
O halde, Türk Medeni Kanununun 688 ve devam eden düzenlemeleri çerçevesinde somut olaya bakıldığında davacı yönünden intifadan men olgusunun gerçekleştiği gözetilerek, davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.