Esas No
E. 2009/9577
Karar No
K. 2009/13228
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2009/9577 E.  ,  2009/13228 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ   : MARDİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ   : 30/04/2009

NUMARASI   : 2004/90-2009/288

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, Nisan 1966 tarihli tapu ile maliki oldukları taşınmazın kadastro tespiti sırasında  1 ve 2 nolu parsellere revizyon görürken eski tapuya göre yaklaşık 3 dönümlük yerin eksik tesbit edildiğini ve tesbit dışı bırakıldığını, tesbit dışı bırakılan yerde kendilerine ev yaptıklarını ve bugüne kadar tasarruf ve zilyet ettiklerini ileri sürüp, 3 dönümlük yerin adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı Hazine, dava açma süresinin geçtiğini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalı Köy Muhtarı, dava konusu yerin eskikale köyüne ait olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu yerin mer'a niteliğinde olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerde zilyetlikle kazanmanın mümkün olmadığı, kadastrodan önceki hususlara dayanan yönün ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden değerlendirilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi  raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.                                          Dava, tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan  delillerden, özellikle dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçiminden; davacıların, kadastroca tescil harici bırakılan çekişme konusu yaklaşık 3 dönümlük yerin Nisan 1966 tarih, 1 sıra nolu tapu kaydının kadastroca 1 ve 2 sayılı parsellere revizyon gördüğünü, ancak aynı zamanda çekişmeli yerinde tapu kapsamında kaldığını ileri sürerek, eldeki davayı açtığı görülmektedir.

Davanın dayanağını oluşturan tapu kaydının geldisi olan  14.03.1956 tarih, 83 nolu tapu kaydının Mardin Sulh Hukuk Mahkemesinin 1963/212 esas, 1963/260 karar sayılı yüzölçümü tayini ve hudut tespiti ilamında yüzölçümünün 26.558 m2 olarak belirlendiği ve sınırlarının tespit edildiği tapu kaydının krokiye bağlandığı görülmektedir. Eldeki iddia bakımından öncelikle dava dayanağı tapu kaydı ve krokisinin yerine sağlıklı bir biçimde uygulanması zorunludur. Ne varki, mahkemece yapılan uygulamanın yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

Bilindiği üzere; harita ve krokisi  bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile  birlikte  Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip,doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması,doğru esasa dayanmıyorsa,ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi,ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi,böylece yanların dayandığı,usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan,dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması,komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde  sağlıklı bir uygulama yapılması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik soruşturma ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  16.12.2009  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 3402 sayılı Kadastro Kanunu K3402 md.20
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog