1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/7661 E. , 2012/9410 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : HOPA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2011
NUMARASI : 2010/137-2011/145
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli asıl dava ve tazminat istemli birleşen dava sonunda, yerel mahkemece davaların reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.09.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö. K.ile temyiz edilen davalı PTT Genel Müdürlüğü vekili Avukat E. Ç.geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen Telekomünikasyon A.Ş. vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava ise tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 139 ada 1 parsel sayılı üç katlı kargir bina nitelikli taşınmazın öncesinde davalı PTT Genel Müdürlüğü adına kayıtlı iken 18.2.1998 tarihinde birleşen davanın davalısı Türk Telekominikasyon A.Ş.'ne devredildikten sonra, 26.4.2010 tarihinde yapılan ihale sonucu davacı şirkete satılarak 25.6.2010 tarihinde davacı adına sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirket, taşınmazın zemin katının davalı PTT Genel Müdürlüğü Hopa Şubesi tarafından ihtara rağmen haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek asıl davayı açmış, birleşen davada ise davalı Türk Telekominikasyon A.Ş.'nin ihale şartnamesi ve satış sözleşmesinde taşınmazın boş olarak teslim edileceği kararlaştırılmasına rağmen zemin katta faaliyet gösteren PTT Hopa Şubesinin taşınmazdan tahliyesini sağlamadığı ve zarara uğradığını ileri sürerek, tazminat isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, Türük Telekominikasyon A.Ş. hakkındaki tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, PTT Genel Müdürlüğü aleyhine açılan birleşen dava yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, taşınmazın mülkiyetini edindikten sonra PTT G.M. Hopa Şubesine gönderdiği 29.6.2010 tarihinde noterde düzenlenen ihtarnamede " 6 ay içinde tahliyesini, tahliye sağlanıncaya kadar satın alma tarihinden itibaren aylık 10.000,00 TL kira ödenmesi, aksi halde 6 aylık sürenin bitiminden sonra 6570 sayılı Yasa uyarınca yeni iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açacağını" ileri sürmüş ve bu ihtarname 1.7.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ne varki; davalı PTT ihtarnameye olumlu veya olumsuz bir cevap vermediği gibi ihtarnamede öngörülen parayıda davacıya ödememiştir. O halde; taşınmazın maliki olan davacı ile PTT arasında hukuken gözetilmesi gerekli bir hukuki ilişkinin kurulduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Öyleyse, davalı PTT idaresini taşınmazı kullanmasında fuzuli şagil olarak değerlendirerek kural olarak asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Ancak, davalı PTT temsilcisi çekişmeli yerin tahliye edildiğini yargılama sırasında belirtmiş ise de mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Gerçekten de; yargılama sırasında elatma olgusuna son verildiğinin saptanması halinde elatma yönünden davanın konusuz kalacağı düşünülerek bu istek hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca; mahkemece çekişmeli yerin PTT tarafından tahliye edilip edilmediği hususunun araştırılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ve ecrimisil yönünden de davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Kabule görede davalı PTT idaresinin kullandığı bölümün değerine göre harç ve avukatlık ücreti tayin ve takdiri gerekirken taşınmazın tamamı üzerinden hesaplama yapılması, öte yandan birleşen davada da dava değeri yükseltilmediği halde fazla avukatlık ücretine karar verilmesi de isabetli değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.