1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/11124 E. , 2012/9822 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2012
NUMARASI : 2012/416-2012/416
Tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde zararın tespitiyle faizi ile birlikte tahsili isteğini içeren 20.04.2012 günlü dava dilekçesi ile açılıp halen derbest olduğu anlaşılan davada yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair 19.06.2012 tarih ve 2012/416 sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi temyiz isteğinin süresinde yapıldığı görüldü, raportör üyenin raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, bankanın mülkiyetinde iken jandarma genel komutanlığına bilâ bedel devredilmek kaydı ile davalı belediye başkanlığına 2.000.000.-TL. bedel karşılığında satışı yapılan taşınmazlara davalı belediyece devir amacına aykırı biçimde AVM özel ofis binaları, hükümet konagı Türkiye Büyük Millet Meclisi irtibat bürosu olan proje yapımına başlandığını ileri sürüp 2625 ada 1 2627 ada 1 nolu parsellerde kayıtlı iken 2627 da 2, 2626 ada 1 nolu parsellerle birleştirilerek 2627 ada 3 sayılı 18.855.75m²lik arsanın tevhitten önce bankaya ait 15.690m²lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile satış bedeli karşılığı davacı adına tesciline, olmaz ise uğranılan ve uğranılacak tüm zararların satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, 07.05.2012 günlü tensip tutanağı ile birlikte 2627 ada 3 sayılı parselin tapu kaydına 2625 ada 1, 2627 ada 1 nolu parsellerden gelen toplam 15690m² miktarındaki kısmına üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi ve davalılar tarafından inşai faliyet yapılmaması yönünde HMK'nın 391. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir konulmuş, itiraz üzerine 19.06.2012 günlü ek kararla ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı HUMK'nu iptal eden 6100 sayılı HMK'nun da 1086 sayılı Yasanın 101 ve takip eden maddelerindeki ihtiyati tedbirle ilgili öngörülen düzenlemelerden ayrılarak değişik hükümlere yer verilmiştir. Bunlardan bir tanesi ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen veya itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolunun açılmış olması, öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanmasıdır.(6100 sayılı HMK. 391/3 md.)
Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. (Prof. Dr. Hakan Pekcantez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714) Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
Nitekim 6100 sayılı HMK'nun onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması... .... gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosodür vazedilmiştir.
Diğer taraftan, ihtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesi hükmünde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda "...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini gözardı edemez... Bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması..." hükme bağlanmıştır.
Somut olaya yukardaki ilkeler uyarınca bakıldığında, hernekadar davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, davaya konu taşınmazın başkalarına devri halinde verilecek hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, üzerine binalar yapıldıktan sonra tapunun iptali halinde telafisi güç ya da imkansız durumlar ortaya çıkacağı gibi yeni uyuşmazlıklar doğacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca yerel mahkemece gerektiğinde davalıların olası zararlarının karşılanması amacı ile uygun bir miktarda teminat da alınarak ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz istemi yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.