1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2012/4998 E. , 2012/11337 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SİLİFKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2011
NUMARASI : 2010/403-2011/594
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.10.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat B. K. ile temyiz edilen vekili Avukat M. Z. G. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davacı, gerek "inançlı işlem"den gerekse "ikrah"tan söz ederek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, davaya konu 2447 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken, 07.07.2010 tarihinde 52.000.-TL. bedelle davalıya satış yoluyla devredildiği; taşınmazın gerçek değerinin 297.234.-TL. olduğu ve üzerinde, zeminde 7 üst katta 7 olmak üzere 14 motel odasından ve 1 yönetim odasından oluşan 2 katlı bina bulunduğu sabittir.
Diğer taraftan, davacının şikayeti üzerine davalı hakkında 08.12.2010 tarihli iddianame ile tehdit ve hakaret suçundan Sulh Ceza Mahkemesinde 2010/1231 es. s. dava açıldığı, suç tarihinin 02.05.2010 - 02.07.2010 olarak gösterildiği; yapılan yargılama sonunda davalının tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği; dosya içeriğinden ve dinlenen tanık beyanlarından da, anılan davada suç teşkil eden fiillerin eldeki dava ile örtüştüğü anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, inançlı işlem yönünden ileri sürülen iddia, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı çerçevesinde yazılı bir delil ile ispat edilememiş ise de; toplanan deliller ve Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1231 esas dava dosyası içeriği birlikte değerlendirildiğinde, çekişmeli taşınmazın davacı tarafından davalıya devriyle ilgili işlemin tehdidin yarattığı korkunun etkisiyle yapıldığı, böylece ikrah yönünden ileri sürülen iddiaların sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.