Esas No
E. 2012/3857
Karar No
K. 2012/6557
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2012/3857 E.  ,  2012/6557 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/12/2009

NUMARASI : 2009/362-2009/461

Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince süresinde temyizi üzerine dosya ve Tetkik Hakimi raporu incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Çekişme konusu 60 sayılı tarla nitelikli taşınmazın davacılar ile davalılardan Şerife Demir ve dava dışı kişiler adlarına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu kayden sabittir.

Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne varki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

Somut olaya gelince davacılar tarafından temyize konu davadan önce yaptırılan Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/57 değişik iş sayılı tespit dosyasında taksim krokisi ibraz edilmiş ise de bilirkişi raporunda taksim krokisinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Ancak mahkemece tüm paydaşları bağlayan bir fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulmamıştır. Halböyle olunca yerinde uzman bilirkişilerden oluşan heyetle yeniden keşif yapılması, tüm paydaşları bağlayan fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının açıklığa kavuşturulması, fiili kullanım biçimi oluşmuş ise davacıların kullanımına bırakılan bölüme davalıların el atmalarının olup olmadığının saptanması , belirlenen bu olguların bilirkişilerin rapor ve krokilerine yansıtılması, fiili kullanım biçimi oluşmamış ise paylı mülkiyet hükümlerine göre davacıların çekişmesiz kullandığı yer olup olmadığının başka bir deyişle intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.'nun geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.    

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K1086 md.428 K6100 md.3/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog