Esas No
E. 2006/11916
Karar No
K. 2007/9126
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2006/11916 E.  ,  2007/9126 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi     :  Konya İş Mahkemesi

Tarih               : 21.6.2006

No                   : 893-708  

Davacı, Bağ-Kur il müdürlüğünün 09.02.2005 tarih 62846 sayılı işlemin iptaline 506 sayılı yasaya göre 01.01.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine  karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün .davacı ile davalılardan SSK Başkanlığı  vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.                  Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının 18.05.1993 tarihinde sona erdiğinin  ve 01.01.2005 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitini talep etmiştir.

Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.

Yapılan incelemede,davacının 26.11.1983 tarihli giriş bildirgesine istinaden 01.06.1984 tarihi itibariyle tescil edildiği,daha sonra SSK’lı süre dikkate alınarak sigortalılık başlangıcı 02.09.1984 olarak düzeltildiği,1.06.1984-29.03.1993 tarihleri arasında vergi kaydının ,1984-08.06.1993 tarihleri  arasında oda kaydının,20.06.1984-18.05.1993 tarihleri arsında da sicil kaydının bulunduğu,18.05.1993 tarihinde Bağ-kur sigortalılığına son verildiği,ancak  2002 yılında davacının 26.01.1993 tarihinden itibaren Limited  Şirket ortağı olduğu tesbit edildiğinden 18.05.1993 tarihli terk işlemi iptal edilerek, Bağ-kur sigortalısı sayıldığı .1977-01.04.1984 ve 01.07.1993-30.12.4004 tarihleri arasında da 5717 gün 506 Sayılı Yasaya tabi sigortalı çalışmasının olduğu ve30.12.2004 tarihli tahsis talebi ile sadece SSK’lı süreler dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği.Bağ-kur tarafından 01.06.1984 tarihinden itibaren Bağ-kur sigortalısı olduğu bildirildiğinden.01.09.1984 tarihinden sonraki SSK’lı çalışmalar dikkate alınmamış ,bu tarihten önceki süre yaşlılık aylığı için yeterli olmadığından talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.   .

Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangi sigortalılığa öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.

Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında  bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise “ herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.

Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinin I ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar nolu 3.10.2001 günlü kararıda bu yöndedir.

Somut olayda önceden başlayıp devam eden sigortalılık 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık olduğundan davacının  01.07.1993-30.12.2004 tarihleri arasındaki sayılı 506 Yasa'ya tabi sigortalığına geçerlilik tanınması mümkün değildir.Ancak 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının  ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur.  Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum  alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını   tebliğ   tarihinden   itibaren   üç   ay   içinde  ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin  1. fıkrasının  (6), (8)  ve  (10)   numaralı   bentleri  hariç   diğer   hükümleri   ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı , yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma  talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.   

Yapılacak iş; davacının  1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olduğu dönem yönünden 1993 ve 2001 yılında ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle beş yıl ve daha fazla  süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını tesbit etmek  var ise primlerin tam olarak  karşılandığı ayın sonu itibariyle Bağ-Kur    zorunlu sigortalılığını  durdurmak ve  prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek sigortalılığın durdurulduğu tarihten sonraki süreler yönünden  506 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu  sigortalılığa değer vermek, beş yıl şartı  oluşmuyor ise zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına  geçerlik  tanımak ve  şimdiki gibi karar vermek gerekmektedir.  Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular  ve hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın  Ek 19. maddesinin  somut  olaya uygulanacağı  gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde,  tarafların bu yönleri amaçlayan  temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.06.2007  gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılık olduğundan davacının 01.07.1993-30.12.2004 tarihleri arasındaki sayılı 506 Yasa'ya tabi sigortalığına geçerlilik tanınması mümkün değildir.Ancak 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu K506 md.3 K1479 md.24 K2926 md.14 K1479 md.19 K2926 md.19 K1479 md.13
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog