(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/6062 E. , 2012/7556 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalının işleteni olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirterek müvekkil şirketin aracındaki değer kaybı 6.000 TL, kazanç kaybı 4.750 TL, nakliye ücreti 826 TL, seyahat ve konaklama gideri 1.000 TL ve kasko kapsamında ödenmeyen 5.440 TL hasar bedeli zararının bulunduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 18.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, 12.766 TL'nin olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.’nun 381., 388. ve 389. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 388. maddesinde; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, talep ettikleri tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep etmiş olup mahkemece davacı talebi kabul edildiği halde infazda tereddüte neden olacak şekilde hükmedilen tazminatın olay tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.