(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4796 E. , 2010/7918 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ... bulunan aracın sürücü belgesi olmayan davalı ...'ın yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişilere ait araçların hasarlandığını zarar gören hak sahiplerine 3.614 TL tazminat ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, kesin süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.nun 163. maddesi hükmü gereğince "Kanunun tayin ettiği müddetler katıdır. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle verilecek müddet kati'dır. Bir daha verilemez." kesin süre kuralı davaların yok yere uzamasının veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konmuş olup kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. (HGK 10.10.2001 gün 2001/14-940-709/7.6.2006 gün 200/13-925-950/24.6.1992 gün 1992/14-296-395 kararları)
Somut olayda, mahkemece kesin süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; bilirkişi incelemesi hususunda "80 TL bilirkişi ücreti 10 gün içinde davacı tarafça mahkeme veznesine depo edildiğinde, bilirkişi tayin edilen Prof. Dr. ...'ün telefonla çağrılarak yemini yaptırılıp dosyanın kendisine tevdi edilmesine" şeklinde oluşturulan ara kararı usule uygun değildir. Bilirkişinin telefonla çağrılması gibi bir muessese usul hukukunda mevcut olmayıp usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmesi, davetiye giderinin davacı tarafça karşılanması ve bu davetiye giderinin miktarı yatırılacağı süre dahil yapılacak tüm işlemlerin getirilen yükümlülüklerin kesin süreye ilişkin ara kararında açıkça tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece tarafların delillerinin toplanılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde usule uygun şekilde verilmeyen kesin süreye ilişkin ara kararı gereğince davanın reddine dair hüküm tesisi doğru görülmemiştir.