7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/4867
- Karar No
- 2010/4367
- Karar Tarihi
- 06.07.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Hukuk Dairesi 2009/4867 E. , 2010/4367 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı ... kendi adına tespit edilen 101 ada 55 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını, taşınmazın 9000 m2 kesiminin mera olarak sınırlandırıldığını öne sürerek satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazda uzman bilirkişi raporu ve eki haritada (A) harfi ile işaret edilen 9.067,93 m2 yüzölçümündeki kesiminin son parsel numarası verilerek tarla niteliği ile davacı taraf adına, taşınmazın geriye kalan kesiminin ise mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazda uzman bilirkişi raporu ve eki haritada (A) harfi ile işaret edilen 9.067,93 m2 yüzölçümündeki kesiminin kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava ve temyize konu taşınmaza komşu ve davacı adına tespit edilen dava dışı 101 ada 55 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 1937 günlü 155 ve 156 tahrir sayılı vergi kayıtlarının doğu sınırının mera okuduğu, gerçekten taşınmazın doğu sınırında eylemli şekilde 101 ada 22 parsel sayılı mera niteliği ile sınırlandırılan taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümün bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen meranın bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine, taşınmazın tamamının tespitte olduğu gibi 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.