17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2010/2817 E. , 2010/9532 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı (Alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı davalı borçlu aleyhine Diyarbakır 5.İcra Müdürlüğünün 2009/7049 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, 04.9.2009 tarihinde yapılan haciz işleminde, davalı 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, mahcuzların davalı borçluya ait olduğunun tespitine (3.kişinin istihkak iddiasının reddine) karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (3.kişi) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, müvekkilinin işyeri ile ilgisinin bulunmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; davalı borçlunun daha önce haciz yapılan yerde “...Halıcılık” ünvanı ile halı-kilim satışı yaptığı, ancak; işyerinin 29.5.2009 tarihinden itibaren davalı 3.kişi ...., adına kayıtlı olduğu, sunulan belgelerden haciz tarihi itibariyle işyerinin ve içindekilerin davalı 3.kişiye ait olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınır mallar 04.9.2009 tarihinde borçlunun takip talebinde yazılı adresinde ve huzurunda haczedilmiştir.
Herne kadar, haciz sırasında hazır bulunan davalı 3.kişinin babası ... “işyerinin oğlu ...e ait olduğunu, borçlunun işyerinde işçi olarak çalıştığını” belirterek vergi levhası ve faturalar ibraz etmiş ve davalı borçlu da “işyerinde işçi olarak çalıştığını” belirtmiş iseler de, takip dayanağı çekler üzerinde “...-... Pazarlama” ibaresi mevcut olup,
İİK.nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz yapılan işyerinde duvara asılı bulunan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası levhasında “...-... Pazarlama” yazılı olduğu, yine işyeri içinde “... Pazarlama” adında levha bulunduğu, işyerinin dış tabelasında “Oğuzsan..” yazısının mevcut olduğu, yani davalı 3.kişi tarafından borçlunun ünvanının kullanıldığı belirlenmiştir. Kaldı ki, davalı borçlunun daha önce haciz yapılan yerde “... San Halıcılık” ünvanı ile halı-kilim satışı yaptığı hususu mahkemenin de kabulündedir.
Bu durumda,
İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.Bu yasal karinenin aksinin davalı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. İbraz edilen faturaların borcun doğumundan sonraki tarihi taşıması ve her zaman temini mümkün belgelerden olması nedeniyle de, yasal mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan, davalı 3.kişi borcun doğum tarihinden çok kısa bir süre sonrası olan 29.5.2009 tarihinde, aynı yerde ve aynı konuda ticari faaliyete başlamıştır.
Buna göre, davalı borçlu ile davalı 3.kişi arasındaki işlemler, alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olup, alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Kaldı ki, bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, borçlu ile 3.kişi arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan,
İİK’nun 44. ve Borçlar Kanununun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Yargılama sırasında, anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat da edilmemiştir. O halde, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davanın kabulü ile davalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 8.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.