2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/18934 E. , 2012/14944 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ünye 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :26.07.2011
NUMARASI :Esas no:2010/818 Karar no:2011/341
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm boşanma davası ve kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Toplanan delillerden davacı kadının tanıklarının görgüye dayalı beyanları bulunmamaktadır. Tanık beyanları, davacı kadının tanıklara anlattıklarının aktarılmasından ibaret olup; anlatımlarda geçen olayların sabit olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, davalı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir maddi bir hadisenin varlığı kanıtlanamamıştır. Boşanma davasından sonra meydana gelen ve niteliği gereği boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam etmeyen tarafların yükümlülüklerine ilişkin yeni olaylar ise; ancak yeni bir davanın konusunu oluşturabileceğinden; bu dava için hükme esas alınamaz. O halde açılan boşanma davasının reddi gerekirken; yazılı şekilde davanın kabulü isabetli olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2.Davacının ziynet eşyası alacağı davası, davacının gösterdiği diğer delillerle kanıtlanamamıştır. Ancak, davacı dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline de dayanmıştır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmamıştır. Bu nedenle, mahkemece ziynet eşyası alacağı istemiyle ilgili olarak davacıya yemin teklip etme hakkı bulunduğunun hatırlatılması, yemin teklif edildiği takdirde ise usulünce yemine ilişkin yargılama işlemlerinin yerine getirilmesi (HMK.m.227-238) ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, bozma sonucu yönünden oybirliğiyle, bozma gerekçesi yönünden oyçokluğuyla karar verildi. 04.06.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI Davalı erkeğin boşanma davası açıldıktan sonra davacı kadını tehdit ettiği ve bu sebeple cezalandırıldığı yönünde değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır. Değerli çoğunluk davadan sonra gerçekleşen tehdit olayının hükme esas alınmamasını gerekçelendirirken "boşanma davasından sonra meydana gelen ve tarafların niteliği gereği boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam etmeyen yükümlülüklerine ilişkin yeni olaylar ise; ancak yeni bir davanın konusunu oluşturabileceğinden bu dava için hükme esas alınamaz" görüşünü sergilemiştir. Değerli çoğunluğa göre boşanma davasının açılmış olması durumunda eşlerin duygusal sadakate ilişkin yükümlülükleri sona ermektedir. Kendi ifadelerine göre birebir söylemek gerekirse "bu yükümlülük devam etmemektedir". Türk Medeni Kanunun 185/3. madde hükmünde yer alan sadakatin "sadece cinsel sadakati" içermediği diğer bir deyişle duygusal sadakati de içerdiği bilimsel öğretide "oybirliği" ile kabul edilen bir görüştür. Aksi bir düşünceyi söyleyen bilimsel bir görüş ne duyulmuştur ne görülmüştür. Boşanma davası açılmış olması diğer eşin duygusal sadakate aykırı davranmama (örneğin eşine hakaret etmemek, tehdit etmemek, iftira etmemek vb.) yükümlülüğünü sonlandırmaz. Daha açık bir söyleyişle boşanma davası açılmış olsa bile diğer eşin duygusal sadakat yükümlülüğü "devam eder". Değerli çoğunluğun açıkladığı gibi sona ermez. Davalı erkeğin davadan sonra gerçekleşen tehdit eylemi; davadan sonra gerçekleşen ve boşanma konusu teşkil eden "her türlü eylemin" (örneğin cinsel sadakate aykırı eylem, eşin burnunu kesme gibi fiziksel şiddete aykırı eylem vb) ancak yeni bir dava konusu olabileceği" gerekçesiyle hükme esas alınamayacağı şeklinde ifade edilmelidir. Değerli çoğunluğun boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen ve boşanma sebebi oluşturan davranışları hükme esas alıp almama bağlamında hiçbir pozitif hukuk (usul hukuku bağlamında) normuna dayanmayan ve dayandırılamayan "yapay ayrımlamasına" katılabilmem mümkün değildir. Farklı düşünüyorum.