2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/2391 E. , 2012/3170 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Afyonkarahisar Aile Mahkemesi
TARİHİ :11.05.2010
NUMARASI :Esas no:2007/111 Karar no:2010/281
Taraflar arasındaki davaların birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın temyiz itirazları yersizdir.
2.Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Türk Medeni Kanununun 419/son maddesi gereğince, kısıtlanan ergin şahıslar, vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılacaktır. Olayımızda da, davalı-davacı kadın, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış ve kanunun açık hükmü gereğince annesinin velayeti altında bırakılması gerekirken, annesi vasi olarak tayin edilmiştir. Ne var ki bu durum davalı-davacı kadının annesinin velayeti altında olmadığını göstermez. Bu nedenle, velayet hükümlerinin uyugulanması gerektiğinden, davalı-davacı kadın adına dava açılması için "veli" sıfatıyla annesinin Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi gereğince izin almasına gerek olmadığı düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün açıklanan sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu sair hususların ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Tahsin'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Fatma'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.02.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI Davalı-davacı (kadın), 18.10.2006 tarihinde Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde yer alan "akıl hastalığı" sebebiyle kısıtlanmış, annesinin vesayeti altına konulmuştur. Annesi "vasi" olarak atanmıştır. Birleştirilen "nafakanın artırılmasına" ilişkin dava, 4.12.2006 tarihinde kısıtlıya vesayeten vasisi tarafından açılmıştır. Vasinin kısıtlı adına dava açması için, vesayet makamının izni gereklidir (TMK.m.462/8). Bu husus, vesayet altındaki kişiyi korumaya yönelik olup, kamu düzeniyle ilgilidir ve "izin" dava şartıdır. Vasi, bu izini almadan davayı açmış, sonradan da izin alınmamıştır. Kanunen gerektiği halde, vasinin yetkili vesayet dairelerinin iznini almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yapmış olduğu işlemler hükmündedir (TMK.m.465). Başka bir ifade ile vasinin yaptığı muamele, vesayet altındaki kişi bakımından sonuç doğurmaz. Öyleyse, vasiye, vesayeti altındaki şahıs adına açtığı davaya vesayet makamınca onay verildiğine ilişkin karar getirmesi için süre verilmesi, bu hususun bekletiği sorun yapılması, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Açıklanan husus üzerinde durulmadan işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum.