2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/8377 E. , 2012/28015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :08.12.2011
NUMARASI :Esas no:2009/1680 Karar no:2011/1679
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından, velayet ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Mahkemece, "tarafların son oturumda anlaştıkları" gerekçe gösterilerek boşanma hükmü tesis edilmiştir. Oysa son oturuma davalı değil, vekili ve davacı asıl iştirak etmiş, taraflar bizzat beyanda bulunmamışlardır. Boşanma ve mali sonuçları ile çocuğun durumu hususunda da tarafların bir anlaşmaları yoktur. Bu durumda, tarafların delillerinin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, aynı Yasanın 166/3. maddesi şartları oluşmadığı halde anlaştıklarından bahisle boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamıştır. Ne var ki, hükmün bu bölümü temyiz edilmediğinden, açıklanan yönde bir bozma yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2.Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;
a)Velayet düzenlemesinde, çocuğun yararı ile ana ve babanın yararının çatışması halinde çocuğun yararına öncelik verilmesi gerekir. Tarafların müşterek çocuğu A.A. 30.11.2006 doğumludur. Mahkemece görüşüne başvurulan uzman; anne, baba ve çocukla yüz yüze yaptığı görüşme sonucu hazırladığı raporunda; çocukla anne arasında sevgi ve güvene dayanan sağlıklı bir düzen ve iletişimin kurulduğunu, çocuğun anne yanında huzurlu ve rahat olduğunu ifade etmiş; velayetin anneye verilmesinin menfaatine uygun olacağını bildirmiştir.
Bilirkişi raporu bağlayıcı değil ise de mahkemenin bilirkişi görüşünden ayrılması için aksine ciddi sebep ve olguların bulunması gerekir. Oysa raporun aksine düzenlemeyi haklı gösterilecek bir delil ve olgu yoktur. Annenin duruşmada gözlenen haline bakılarak çocuğa bu aşamada rahat bakamayacağı yönündeki gerekçe; nesnel delillere ve olgulara dayanmamaktadır. Bu bakımdan; müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekirken, aksi yönde düzenleme yapılması isabetsiz bulunmuştur.
b)Davada kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.