Esas No
E. 2020/1636
Karar No
K. 2020/1636
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2020/1636 - 2022/1326

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/02/2020

NUMARASI : 2019/126 E. - 2020/58 K.

GEREKÇE

1.Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalıların “..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının "..." esas unsurlu markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının reddedildiği anlaşılmış olup, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlık davalıların başvurusuna konu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.

Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı markalarının tek veya baskın unsuru olan "..." ibaresinin davaya konu marka başvurusunda da yer almasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunun açık olduğu, başvuruda yer alan "..." hecesinin "nicelik bakımından olağandan ve ya alışılandan çok (Türk Dil Kurumu Sözlüğü)" anlamı ile başvurunun davacının markalarından farklılaşmasını sağlamadığı, bu hali ile davalıların markasının davacının markalarıyla ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılması ihtimalinin bulunduğu kanaatine ulaşılmış, her ne kadar mahkemece "..." kelimesinin ayırt ediciliğinin zayıfladığı belirtilmiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2022 tarih, 2021/3086 E- 2022/5098 K. sayılı ilamında, "..." ibaresi, 31/03/2022 tarih ve 2020/7712 E.- 2022/2681 K. sayılı ilamında "..." ibaresi, 02/03/2022 tarih ve 2020/7012 E.-2022/1426 K. sayılı ilamında "..." ibaresi davacı tarafa ait "..." esas unsurlu markalarla benzer bulunduğundan, istikrar kazanan bu kararlar karşısında mahkemenin söz konusu değerlendirmesi yerinde bulunmamış, işaretler arasındaki benzerlik koşulunun oluştuğu sonucuna varılmıştır.

Bunun yanında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmekte olup başvurunun tescil ettirilmek istendiği 29, 30 ve 35. sınıf mal/hizmetler davacının itiraza mesnet gösterilen "...", "... ...", "......" ve "... ..." ibareli tescilli markaları kapsamında aynen yer aldığından emtia benzerliği koşulunun da gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu itibarla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğundan YİDK kararının iptali yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi kanaat ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, YİDK karar iptali talebi yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

2.Hükümsüzlük talebine gelince; yukarıda belirtildiği üzere davacı vekili 06/11/2019 tarihli celsede davalılar ...ve ... ile sulh olduklarını ve hükümsüzlük talebinden vazgeçtiklerini bildirmiştir. Davadan vazgeçme HMK'nın 307 ve devamı maddeleri uyarınca davadan feragat anlamına geldiğinden, hükümsüzlük talebiyle açılan dava tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan, davacı vekilinin davadan feragat olarak kabul edilecek bu beyanı davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olup, davacı vekilinin dosyada bulunan vekaletnamesinde feragate ilişkin yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından hükümsüzlük talebiyle açılan davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken yukarıda açıklanan gerekçeyle reddi de doğru görülmemiş, bu itibarla ilk derece mahkemesi kararı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca bu yönden de kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20/02/2020 gün ve 2019/126 E. - 2020/58 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

2.Davanın KABULÜ ile, ...nun 05/02/2019 tarih ve 2019-M-974 sayılı kararının İPTALİNE,

3.Hükümsüzlük talebi yönünden davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

4.Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 80,70 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılar ..., ... ile ... alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 239,30.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 126,00 TL tebligat ve posta masrafı, 148,60.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.313,90.TL yargılama giderine, 44,40.TL peşin harç, 44,40.TL başvuru harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.402,70.TL'nin davalılar ..., ... ile ... tahsili ile davacıya verilmesine,

7.Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

9.Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

10.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/10/2022 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2022

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog