2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/8628 E. , 2012/5641 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 9. Aile Mahkemesi
TARİHİ :21.2.2011
NUMARASI :Esas no:2009/593 Karar no:2011/195
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "nafaka arttırımı" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tarafların ortak hayatı yeniden kurmak için biraraya gelmediklerinin anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Dava, Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesine dayalıdır. Bu davaya dayanak olan önceki dava; koca tarafından, evlilik birliğininin temelinden sarsılması nedeniyle açılmış; geçimsizliğin kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleşmiştir. Bu davadan sonra davalı kadına kusur atfedilecek yeni bir olayın varlığıda ıspatlanmamıştır. O halde boşanmaya neden olan olaylarda kadına kusur yüklenmesi doğru değildir. Başlangıçta boşanma nedeni bulunmadan boşanma davası açarak (2006/304 E.), fiili ayrılık nedenine dayalı boşanmanın (TMK.m.166/4) zeminini hazırlayan ve boşanmaya sebebiyet veren davacı koca ise bu nedenle kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.