40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/136
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/05/2019
NUMARASI: 2014/1116 Esas - 2019/501 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık;
TBK'nın 54. ve 56. maddeleri kapsamında, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince; "1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, 5.535,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile Davacı ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL'nin davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, " karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kazada yaralanması nedeniyle günlük 246 TL bedelle 16 gün fizyoterapist hizmeti aldığına dair belge, 14 gün süreyle CPM cihazı hizmetinin eve getirilerek verildiğini gösteren 4.719,84 TL tutarlı belge, 46 gün süreyle aynı yerden 6.955 TL tutarlı destek hizmeti aldığına dair belge, ambulansla nakline ilişkin 285 TL tutarlı belge, kemik kırığı skopi kateder hizmeti alındığına dair 18.392 TL tutarlı belge, aynı birimden sağlık hizmeti aldığına dair 4.871 TL tutarlı belge, yine 6 ay boyunca hizmet aldığına dair 11.000 TL tutarlı belge olmak üzere toplamda 66.000 TL harcama yapıldığının sabit olduğunu, bu harcamalar nedeniyle müvekkillerinin maddi varlığında fiili eksilme olduğunu; Mahkemece davacıların yaptığı bu harcamaların esas alınıp hakkaniyete göre bir zarar belirlenmesi gerekirken, tamamen faraziyeye dayalı bilirkişi görüşüyle maddi tazmin kararı verilmesinin usule ve maddi gerçekliğe aykırı olduğunu; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 olması, davacı ...'ın 3 ay iş gücü kaybına uğraması ve yaklaşık 270 gün iş yapamaması ve 6 ayda şifa bulacağına dair rapor verilmesi; davacı ...'ın %2 oranında kalıcı maluliyetinin olması ve 4 ay iyileşme süresinin bulunması dikkate alındığında hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminat miktarlarının çok az olduğunu, ayrıca, hizmetçi bedeli dahil edilerek toplamda 8.365,50 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, buna dahil hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından; 01/06/2012 tarihinde, davalı ....'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'un maliki ve davalı ...'nun sürücüsü olduğu aracın dava dışı bir başka araç ile kaza yapması neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığı; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nun %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; işbu davada, davacı ... için 6 aylık kira bedeli adı altında 8.400 TL maddi tazminat ve 25.000 TL manevi tazminat; davacı ... için, 6 aylık bakıcı ve fizyoterapist adı altında 66.000 TL, hizmetçi ücreti adı altında 6.000 TL olmak üzere toplamda 72.000 TL maddi tazminat ve 50.000 manevi tazminat talep edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18/04/2019 tarih, 2019/240 - 2429 Esas - Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 03/02/2011 tarihli 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenleme ile sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının, SGK tarafından karşılanması esası getirilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, davacı ...'ın fizik tedavi ve rehabilitasyona ilişkin tedavi giderlerinden sorumluluk SGK'ya ait olduğundan, Mahkemece de bu doğrultuda bu giderler yönünden davanın reddine; bilirkişi raporuyla belirlenen 2.767,50 TL bakıcı ücreti ve 2.765,50 TL hizmetçi ücreti olmak üzere toplam 5.335 TL'ye karar verilmiş olması usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf iddia ve itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekilinin, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğuna ilişkin itirazlarına gelince; kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacıların yolcu olması, davacıların yaralanmalarına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporları ve tedavi süreçleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile TBK'nın 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Mahkemece davacıların her biri için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve az olduğu kanısına varılmıştır. Bir başka deyişle, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerinde görülmüştür. Bu itibarla, takdiren davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Dairemizce davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm oluşturulmuştur.