Aramaya Dön

(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2010/212
Karar No
K. 2010/13406
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Miras Hukuku

(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2010/212 E.  ,  2010/13406 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ölüm aylığından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisinin iptaline, yapılan kesintilerin iadesine, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R

Dava, davacının mirasbırakanı eşi ...’nin ölüm aylığı almakta iken çalışmasını sürdürdüğü gerekçesiyle yapılması gereken Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintilerinin davacının ölüm aylığından kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile 3.000,00 TL’lik kesintinin yasal faizi ile iadesi ve davacının davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, murise sağlığında ödenen aylıklar terekeye dahil olmayıp bu nedenle mirasçılarından talep edilemeyeceği gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ölen sigortalının 27.12.1972 tarihli bildirgeye göre 05.01.1961 tarihli Ticaret Odası kaydı nedeniyle aynı tarih itibariyle tescil edildiği,25.12.1987 tarihinde emekli olduğu, ölenin Ticaret Odası kaydının 21.04.1975-05.07.2007 tarihleri arasında devam ettiği, 25.02.1981-20.03.1988 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, Kurumun 28.08.2007 tarihli yazısında, davacının ölen eşinin Ticaret Odası kaydının 15.04.1975 tarihinden ölüm tarihe kadar devam ettiği gerekçesiyle ölenin 01.10.1999-28.01.2006 arası SGDP borcunun 27.08.2007 tarihinden geriye doğru davacıdan kesileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık; aylık almakta iken ölen sigortalıdan Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmesi gerektiği halde kesinti yapılmaması nedeniyle oluşan Kurum zararının (alacağının) terekeye dahil olup olmadığı; diğer bir ifadeyle, davacı mirasçının, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesi uyarınca; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar...mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar...”

Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı,düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat mirasbırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder. Miras bırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilir. Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar. Davaya konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmadığı gibi mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahildir.

Somut olayda, mirasbırakanın oda kaydının devam ettiği gerekçesiyle SGDP nedeniyle fuzuli ödeme çıkartılmış ise de, 1479 sayılı Kanunun 20.maddesinin yürürlük tarihinden sonra murisin Ticaret Odası kaydının devam ettiği dönemde fiili ve gerçek çalışmasının olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre terekeye dahil olan alacak hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Yapılacak iş; 1479 sayılı Kanunun 20.maddesinin yürürlük tarihinden sonra davacının murisi eşi ...’nin kendi nam ve hesabına fiili ve gerçek çalışmasının olup olmadığının tespiti için gerekirse Belediye Zabıtası ve Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla araştırma yaptırmak, komşu işyeri kayıtlarına geçmiş tanık beyanlarına başvurmak, ilgili odadan üyelik aidatlarının hangi tarihe kadar yatırıldığına ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmek, oda seçimlerine katılıp katılmadığını, katılmış ise hazirun cetvellerinde isminin ve imzasının bulunup bulunmadığını sormak, fiili ve gerçek çalışmasının olduğunun saptanması halinde fuzuli ödemenin terekeye dahil olduğunu gözetmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog