2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/12267 E. , 2013/26094 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tokat Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.01.2013
NUMARASI :Esas no:2012/231 Karar no:2013/52
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından; reddedilen boşanma davası ve fer'ileri ile velayetin kaldırılması ve mal rejiminin tasfiyesi davası yönünden, davalı (kadın) tarafından ise; velayetin kaldırılması kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davanın hem Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen "zina", hem Türk Medeni Kanununun 163. maddesindeki "haysiyetsiz hayat sürme" özel boşanma sebeplerine, hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesindeki "birliğin temelinden sarsılması" hukuki sebebiyle genel boşanma sebebine dayandırıldığı görülmektedir. Birbiriyle çelişmemesi koşuluyla, aynı davada birden fazla boşanma sebebine dayanılması mümkündür. Böyle bir durumda, dayanılan boşanma sebepleri birden fazla olmakla birlikte; tek bir dava mevcuttur. Toplanan delillerden; davacı kocanın eş ve çocuklarına ilişkin birlik görevlerini ağır surette ihmal ettiği, buna karşılık davalı kadının da güven sarsıcı davranışlar içine girdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; tarafların eşit kusurlu sayılmaları gereken davranışlarıyla evlilik birliği temelinden sarsılmıştır. Türk Medeni Kanununun 161. ve 163. maddelerindeki özel boşanma sebebine yönelik koşullar gerçekleşmemiş ise de; Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki boşanma koşulları oluşmuştur. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
2.Anne ve babanın, deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamaları halinde hakim velayet hakkını kaldırabilir (TMK.md.348). Davacı kocanın velayet görevini ihmal ettiği sabit ise de; bu ihmali, velayetin kaldırılmasını gerektirecek ağırlıkta değildir. Buna karşılık davalı kadının velayet görevini ihmal ettiğine ilişkin yeterli bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle hem davacı, hem de davalı yönünden, ortak çocuklarla ilgili olarak velayetin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3.Davacı koca, dava dilekçesinde davalı kadın adına kayıtlı ev ile bankada olduğunu iddia ettiği 15.000 TL paranın kendisine iadesini talep etmiştir.
Bu talepler mahkemece mal rejiminin tasfiyesi olarak değerlendirildiğine göre, boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabi bağımsız bir davadır. Başvurma harcı dava dilekçesindeki bütün istekleri kapsadığından, davacının mal rejimi tasfiyesine yönelik açılmış bir davasının mevcut olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki bu talebe ilişkin nispi peşin harç yatırılmamıştır. Bu nedenle, mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep edilen alacakla ilgili alınması gerekli olan nispi peşin harcın davacıya tamamlattırılması ( Harçlar Kanunu md. 30 - 32 ); harç tamamlandığı takdirde bu davayla ilgili olarak ayırma kararı verilerek, boşanma davasının sonucunun bekletici sorun yapılması (TMK. Md 225; HMK. md. 165/1, 167); harç tamamlanmadığı takdirde ise anılan kanunun 30. maddesinde gösterilen usulde işlem yapılması gerekir. Durum böyleyken yazılı şekilde nispi harcın tamamlanmadığı gerekçesiyle bu dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda l.,2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre mahkemece velayetin tevdii ve tedbiren velayet konusunda yeniden karar verilmesi gerekeceğinden bu konuda şimdilik inceleme yapılmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12.11.2013(Salı)