(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/4512 E. , 2012/24666 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette şoför ve personel şefi olarak çalıştığını, işverence haksız olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini, şirket yetkililerince davacı ve birkaç arkadaşına taahhütlü ek iş sözleşmesi imzalatılmak istenildiğini, davacı işten çıkması ya da çıkarılması durumunda beş yıl süre ile benzeri işyerlerinde çalışmayacağının yazılı olmasından dolayı ek iş sözleşmesini imzalamadığını, bunun üzerine hakaret, küfür ve tehditlerle kovulduğunu, ertesi gün işyerine giden davacının işyerine alınmadığını, hatta işyerinin önünden bile geçmemesinden bahisle hakaret ve küfür edilerek işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işten kendisinin ayrıldığını ve hiçbir haklı sebep olmadan işten ayrıldığını davacının şirketin müşteri bilgilerini müşteri tekliflerini, ticari sırlarını dışarı sızdırdığı ayrıca firma aleyhine haksız rekabet ile gizlice şirketin müşterilerini başka bir davacı ile birlikte teklif verdiğini, ayrıca davacının hem şoför hem de yönetici olarak çalıştığı iddiasının yerinde olmadığı, davacının haziran maaşının hesabına yatırıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki itirazları yerinde değildir.
2.Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ücret miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu'nun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, davacı vekili davalı işveren tarafından sunulan bordrolardaki imzanın davacıya ait olmadığını iddia etmiş, davalı vekili ise davacının maaş bordrolarını sunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı vekilinin imza itirazı dikkate alınmaksızın karar verilmiş olup bu karar yerinde görülmemiştir. Öncelikle anılan bordrolar davacıya gösterilerek imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulmalı, kendisine ait olmadığına ilişkin beyanın varlığı halinde bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yapılmalı ve sonuca göre davacının talep edebileceği ücret miktarı hakkında bir karar verilmelidir.
Öte yandan kabule göre davacı vekili müvekkilinin işyerinde fazla mesai yaptığını ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma karşılığı ücret isteğinde bulunmuş, davalı vekili ise davacının fazla çalışma yapmadığını belirterek fazla çalışma ücreti isteğinin reddini savunmuştur.
Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre fazla çalışma ücreti hesaplanmış olup hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan tutar üzerinden % 50 oranda hakkaniyet indirimi yapılması dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Mahkeme tarafından hakkaniyet indirimi daha makul miktar üzerinden yapılmalıdır. Tüm bu sebeplerle eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.