Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/1958
Karar No
K. 2009/11222
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2009/1958 E.  ,  2009/11222 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın .. yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı ... ve vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının vekili olarak, Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/603 E. sayılı (Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/588 E. sayılı dosyasıyla birleşik) dava dosyası ile dava dışı ... Limited Şirketi tarafından davalı şirket aleyhine açılmış olan davayı takip ettiğini, yargılama sırasında 11.4.2003 tarihinde davanın tarafları arasında sulh anlaşması yapıldığını, açılmış olan davalardan karşılıklı olarak feragat edilmesi karşılığında davalı şirket adına karşı taraftan toplam 70.000 YTL tutarlı ve her biri 10.000 YTL’lik 7 adet çek alındığını, uyuşmazlığın bu şekilde sulhle çözümlenmiş olmasına rağmen, hak etmiş olduğu, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı taraftan tahsili gereken vekalet ücretinin ödenmediğini, 1.11.2004 tarihli ihtarının da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 30.100 YTL vekalet ücretinin 2.11.2004 tarihinden itibaren yasal ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı avukat tarafından takip edilen davada davanın tarafları arasında düzenlenen 11.4.2003 tarihli sulh protokolünde vekalet ücreti alacağının bulunmadığının belirtildiğini, protokolü bizzat imzalayan davacının ... bu ibraname gereğince vekalet ücreti talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 17.3.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının takip ettiği dava değeri üzerinden ve taleple bağlı kalınmak suretiyle 30.100 YTL vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davacı avukatın, dava dışı ... Limited Şirketi tarafından davalı şirket aleyhine “itirazın iptali” istemiyle açılan Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2002/588 E. sayılı dava ile, davalı şirket tarafından dava dışı ... Limited Şirketine karşı Afyon 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2002/603 E. sayılı davada davalı şirketi temsil ettiği, söz konusu davaların birleştirilerek yapılan yargılamaları sırasında, 11.4.2003 tarihli sulh protokolü ile tarafların karşılıklı olarak davalardan vazgeçtikleri, mahkemece aynı tarihte feragat nedeniyle her iki davanın reddine karar verildiği, 4.12.2003 tarihinde azledilen davacının, ödenmeyen vekalet ücreti alacağının tahsili için de eldeki ... bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre, az yukarda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği 2002 ve 2003 tarihleri itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Yasanın, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, ancak 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir. Anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar, avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Hükmü bulunmakta olup, dava konusu olayda davacının vekil olarak görevini ifa ettiği davalar nedeniyle, anılan hüküm doğrultusunda ve davaların sulh ile sonuçlanması nedeniyle, birleştirilen her iki davada davalı şirkete sulh sonucunda kazandırılan menfaatin tespiti ile, tespit edilecek bu miktar üzerinden yüzde beş ile yüzde onbeş arasında takdir edilecek vekalet ücretinin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, takip edilen dava değerleri üzerinden, Avukatlık Kanununun 5043 sayılı yasa ile değişik 164/4. maddesinde öngörülen %10 ile %20 arasındaki oranlara göre ücret hesabı yapılan 17.3.2008 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

3.Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, daha önce davalı şirkete göndermiş olduğu 1.11.2004 tarihli ihtarla dava konusu alacağını davalıdan talep etmiş olup dava konusu alacağa, 2.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan ihtarda verilen 7 günlük sürenin de eklenmesi ile tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

4.Davacı, davada vekille temsil edildiği halde, karar başlığında davacı vekilinin adının yazılmamış olması ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: 1. Bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. bent gereğince davalı, 3. ve 4. bentler gereğince ise davacı yararına BOZULMASINA. 625.00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog