Esas No
E. 2007/13816
Karar No
K. 2008/3155
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Tüketici Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

E. 2007/13816 K. 2008/3155 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/13816, K. 2008/3155, T. 06.03.2008
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2007/13816
Karar No
2008/3155
Karar Tarihi
06.03.2008
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Tüketici Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2007/13816 E.  ,  2008/3155 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R

Davacılar davalı ...Ş. ile 01.01.1996 tarihinde imzalamış olduğu ... Tatil Sözleşmesi gereğince 30 yıllık devre tatil hakkını ve ... üyeliğini ... Tatil Köyündeki E 96 no’lu studio daireyi her yılın 33. haftasında kullandığını, devre tatil hakkını kullandığı tatil köyünün 1.11.1999 tarihinden itibaren davalı ... şirketi tarafından kiralanması ve davalının talebi üzerine bu tarihten itibaren yıllık bakım ücretlerini davalının hesabına yatırdığını, 2004 tarihine kadar devre tatil hakkını düzenli olarak kullandığını, bu tarihte ise her yıl olduğu gibi devre tatil hakkını kullanmak için tatil köyüne gittiğinde devre tatil hakkının kullandırılmadığını, başka yerde tatil yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek davalıların müdahalesinin menine, 4.757.00 YTL maddi, 15.000,00 YTl manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Davacı 26.12.2005 tarihli Islah Dilekçesi ile Sözleşmenin feshi ile, maddi ve manevi zararlarının tahsilini istemiştir.

Davalı ... Şirketi davanın reddini dilemiştir, davalı ... Şirketi ise , davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki devre tatil sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, 1999 yılında ... Tatil Köyünü kiraladıktan sonra devre tatil hakkı sahiplerine aynı hizmeti vermeye devam ettiklerini, 8.7.2003 tarihinde ise adı geçen yerin üst 2007/13816-2008/3155 hakkını da alarak “Club Voyage Sorgun” adlı beş yıldızlı otel hizmetine geçtiklerini, bu sistemin devre tatil ile bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasında düzenlenen 01.01.1996 tarihli devre tatil sözleşmesinin feshine, davacının yararlanamadığı 2004 yılı devre tatil bedeli olan 468,20 YTL ile dava tarihinden itibaren 31.12.2025 yılına kadar devre tatil bedeli olan 9.832.02 YTL nin dava tarihinden itibaren değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan mütesilsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, temyiz eden davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davacı, 2004 yılı devre tatil hakkını kullanmak üzere davalının işletmekte olduğu tatil köyüne gittiğinde içeri alınmadığını belirterek, sözleşmenin feshi ile başka bir yerde tatil yapmak zorunda kalmaları nedeniyle yaptığı harcamalar ve sözleşmenin kalan süresi için maddi tazminat ile kullanamamasından dolayı manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece sözleşmenin feshi nedeni ile davacının ileriye yönelik kullanamayacağı yıllar için uzman bilirkişice devre tatil hakkının tanındığı tatil köyü ile aynı düzeyde başka bir tatil yerinde, sözleşmede tanınan haklar çerçevesinde tatil yapmanın gerektireceği masraflar hesap edilerek bulunan miktarın ödetilmesine karar verilmiş ise de davacının devre tatil sözleşmesini yaptığı 01.01.1996 tarihinde, devre tatil bedelini 9350 DM olarak ödediği taraflar arasında tartışmasızdır. İadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi menfaatler dengesine uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki miktar iade borçlusu yedinde haksız miktar olarak kalacak, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin yerine getirmekten kaçınmalarına neden olacaktır.Bunun aksi bir durumu ise, iade alacaklısının haksız zenginleşmesine neden olacaktır. Ancak somut olayda Taraflar sözleşmeyi yaparken döviz üzerinde yaptıklarına göre dövizin TL karşısındaki değer kazanmasının taraflarca bilindiği ve ilerideki bir fesih durumunda tarafların paranın enflasyonist etkenler nedeniyle değer kaybetme olasılığına karşı tedbir almayı 2007/13816-2008/3155 hedeflediklerini kabul etmek gerekir. Hal böyle olunca mahkemece fesih tarihinden itibaren davacının devre tatil olarak yararlanamadığı süre ile önceki dönemlerde yararlandığı sürelerin tespit edilmesi, davacının ödediği tüm bedelin ileriye yönelik kullanılmayan sürelere tekabül eden döviz bedeli oranının belirlenerek kalan yıllar için bu bedelin ne kadar olduğunun hesaplanması ile belirlenecek döviz cinsinden bedelin dava tarihi itibarı ile talebin TL olduğu dikkate alınarak dava tarihindeki Tl karşılığına hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ:Birinci bent gereğince temyiz eden davacının tüm davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yarına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, 6.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Hukuk Tüketici Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog