2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/16518 E. , 2013/29440 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :8.5.2013
NUMARASI :Esas no:2012/1029 Karar no:2013/602
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, davalının yokluğunda hüküm kurulmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde davalının adresini göstermiş, bu adrese tebligat çıkarılmamış, davalı adına "davacı vekilinin adresi" yazılmak suretiyle çıkartılmış bulunan tebligat ise 17.8.2012 tarihinde iade edilmiş, bundan sonra mahkemece davalının "adres kayıt sistemindeki" yerleşim yeri adresi tespit edilip, dava dilekçesi bu adreste (adresin mernis adresi olduğu zikredilmek suretiyle) Tebligat Kanununun 21. maddesinde gösterilen usule göre tebliğ edilmiş, ön inceleme duruşmasına çağrıya ilişkin davetiye de davalıya aynı adreste aynı usulle tebliğ edilmiş, tahkikat duruşmasına ise davalı çağrılmamıştır.
Aslolan, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılmasıdır (Teb.K. m.10/1). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır (Teb.K.m.10/2). Bu düzenlemeden çıkan sonuç şudur: Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi ve tebligatın buraya yapılabilmesi için; dava dilekçesinde davacının bildirdiği davalıya ait adresin tebligatın elverişli bulunmadığı anlaşılmalı veya bu adreste tebligat yapılamamış olmalıdır. Gösterilen bu adrese tebligat çıkarılmadan, adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılamaz veya tebligatın yapılıp yapılamayacağı bilenemez. Bu bakımdan, öncelikle davalının dava dilekçesinde gösterilen adresine tebligat çıkarılmalı, bu tebligattan netice alınamaz ise, merkezi adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine başvurulmalıdır. Dava dilekçesinde gösterilen adrese tebligat çıkartılmadan, doğrudan merkezi adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligat çıkartılması (bu adreste muhatabın bizzat kendisine tebliğ edilmesi veya gösterilen adresle, yerleşim yeri adresinin aynı adres olması durumu hariç) ve bu adreste tebliğ yoluna gidilmesi, tebligatı usulsüz kılar. Bu sebeple davalıya dava dilekçesinin "merkezi adres kayıt sisteminde" bulunan yerleşim yeri adresinde, Yasanın 21'nci maddesindeki usulle yapılan tebligat geçerli ve usulüne uygun kabul edilmemiştir. Bu durum davalının savunma hakkını (HMK.m.27) kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır. Bu husus nazara alınmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.