(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30694 E. , 2013/24852 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, ... sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, ödenmeyen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacaklarını istemiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, sair hususların reddi ile davacının birkaç gün dışında yıllık ücretli izin kullanmadığı yönündeki beyanı değerlendirilmeden karar verildiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak davacıya kaç gün yıllık izin kullandığı açıklattırılmış, mazeret izni kullandığını beyan etmiş, ancak dava dilekçesinden birkaç gün yıllık izin kullandığı anlaşılmış ve bu ifade üç gün olarak değerlendirildikten sonra karar verilmiş, diğer alacaklara ilişkin ise “İzin ücreti dışındaki talepler konusundaki mahkememizin 11/10/2011 tarihli kararı onanmış ve bu nedenle kesinleşmiş olmakla söz konusu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ” şeklinde hüküm oluşturulmuştur. Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1.Taraflar arasında, davacı işçinin yıllık izin ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, bozma kararından sonra davacı vekiline kaç gün yıllık izin kullanıldığı sorulmuş, davacı vekili de davacının yıllık izin kullanmadığını sadece mazeret izni kullandığını belirtmiştir. Mahkemece, davacının dava dilekçesinden birkaç gün yıllık izin kullandığı anlaşılmış, takdiren üç gün yıllık izin kullandığı kabul edilmiştir. Ne var ki, davalı vekili, delil listesinde yasal delillere dayanılmak suretiyle yemin deliline de dayanmış olup, mahkemece davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmamıştır. Yıllık izin alacağı bakımından ispat yükü üzerinde olan davalı tarafa, yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonuca göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225. ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2.6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, ... görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Somut olayda, bozma sonrası mahkemece “İzin ücreti dışındaki talepler konusundaki mahkememizin 11.10.2011 tarihli kararı onanmış ve bu nedenle kesinleşmiş olmakla söz konusu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ” şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Yargıtay'ca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine uygun olmalıdır. Mahkemece yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma nedeni yapılmayan alacak kalemleri hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm oluşturulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.