Esas No
E. 2013/23403
Karar No
K. 2013/24732
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi

E. 2013/23403 K. 2013/24732 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/23403, K. 2013/24732, T. 15.11.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/23403
Karar No
2013/24732
Karar Tarihi
15.11.2013
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2013/23403 E.  ,  2013/24732 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :... Mahkemesi

DAVA: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının ... sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacının hizmet süresi taraflar arasında ihtilaflıdır.

Davacının davalı şirkete ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığı iddia edilmiş, davalı taraf ise yargılama sırasında davacı işçinin çalışma süresine ilişkin beyanda bulunmamıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu ve işyeri kayıtlarına göre davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde çalışma kaydı bulunmamaktadır. Mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre iddia edilen çalışma süresinden dava konusu alacaklar hesaplanmıştır. Ancak dinlenen davacı tanıklarının davalı işverene karşı açılan alacak davalarının bulunduğu gibi tanıklar davacının çalışma süresi konusunda ayrıntılı açıklamada bulunmamışlardır. Mahkemece davacının iddia ettiği sürelerde davalı işyerinde çalıştığının kabulü ile yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuş ise de davacının hizmet süresine ilişkin yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.

Mahkemece öncelikle davacının çalıştığı iddia edilen döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumu dönem bordroları getirtilmeli, davalı işverene husumeti olmayan bordro tanıkları dinlenerek davacının hizmet süresi belirlenmeli, belirlenen hizmet süresine göre gerekirse yeniden hesap raporu alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.11.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY Davacı işçi, davalıya ait işyerinde 01.02.2000-20.05.2010 tarihleri arasında çalıştığını, ... sözleşmesinin haklı neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur. Mahkemece davacının iddia ettiği tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek dava konusu tazminat ve alacakları hüküm altına alınmıştır. Karar davalı işveren tarafından temyiz edilmiştir. Davacının hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, bu hususta ispat yükü kendisinde bulunan davacı işçi, tanık deliline dayanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 15.02.2006-20.05.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı iki tanık dinletmiş olup, biri 2004 yılında çalışmaya başladığını 5-6 ay kadar çalıştıktan sonra askere gittiğini, 2005 yılı 11. ayında askerlikten döndüğünde 3 ay kadar daha çalıştığını belirtmiş, diğer tanık ise aynı işyerinde 2002 yılı 4. ayında işe girdiğini ve 2009 yılı 12. ayına kadar çalıştığını açıklamıştır. Her iki tanık işe girdiklerinde davacının çalışmakta olduğunu belirtmişlerdir. Mahkemece verilen süreye rağmen davalı işverence herhangi bir delil dosya sunulmamıştır. Davacı ve tanıklar çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilmesinden dolayı aralarında çıkan tartışma sonunda işten çıkarıldıklarını beyan etmişlerdir. Davacı tanıklarının aynı konuda davalarının bulunması tek başına gerçeği söylemediklerini göstermez. Tanıkların kendileri ile ilgili hususlarda da samimi açıklamalarda bulundukları görülmektedir. Davacının hizmet süresi ile ilgili iddiasının tanıklarla birlikte çalıştıkları dönem yönünden ispatlandığının kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir. Bu nedenle davacının 01.04.2002-20.05.2010 tarihleri arasında çalıştığının kabulü ile işçilik alacaklarının bu süreye göre hesaplanması gerekirken, tanıklarca doğrulanmayan 01.04.2002 tarihi öncesinin de hesaplamada dikkate alınması doğru olmamıştır. Öte yandan, işçilik alacaklarında taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hizmet süresi yönünde varılacak sonuç, re'sen araştırma ilkesine tabi, Sosyal Güvenlik Kurumunun da taraf olduğu hizmet tespiti davasında kesin hüküm teşkil etmez. Sadece delil olarak gözönünde bulundurulmaktadır. Bozma kararında davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu dönem bordrolarının getirtilmesi ve davalı işverenle ./.. husumeti bulunmayan bordro tanıklarının dinlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu bu davada tanık olarak gösterilmemiş kişilerin dinlenmesi usule aykırıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25.maddesinde öngörülen “taraflarca getirilme ilkesi”ne göre kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Maddede dava malzemesinin ve delillerin gösterilmesi konusunda tarafların mutlak yetkisi vurgulanmıştır. Somut olayda davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konudur. Bu nedenle hâkimin re’sen delil toplama yetkisinden söz edilemez. Mahkeme kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum. 15.11.2013

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Hukuk Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.25
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog