2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/9247 E. , 2013/23975 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Mersin 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :27.12.2012
NUMARASI :Esas no: 2012/2 Karar no:2012/931
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davalı (koca) tarafından daha önce davacı aleyhine açılan boşanma davası, haklı görülmeyerek reddedilmiş, karar 08.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. İşbu dava ise kadın tarafından 02.01.2012 tarihinde açılmıştır. Tarafların bu tarihten sonra davalının birlikte yaşamaktan kaçınması sebebiyle biraraya gelmedikleri yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Eşler birlikte yaşamak zorundadırlar. Açtığı boşanma davası haklı görülmeyerek reddedilen kocanın eşiyle birlikte yaşamaktan kaçınması boşanma sebebi oluşturur. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gelişen bu durum karşısında davacı boşanmayı istemekte haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md.166/1) karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
2.Davacı, boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde düğünde takılan altın cinsindeki takılarının ve 2.700 TL. tutarındaki nakit paranın davalı tarafından rızası hilafına alındığını ileri sürerek bunların karşılığı olarak (30.000 TL.) maddi tazminat talep etmiştir.
Boşanmadan bağımsız ve onun fer'isi niteliğinde olmayan bu talep ayrıca nispi harca tabidir. Dava açılırken yatırılan başvurma harcı dava dilekçesindeki biri diğerinin fer’isi niteliğinde bulunmayan bağımsız talepleri de kapsar. O halde, davacının bu talebiyle ilgili nispi peşin harç noksanlığının tamamlanması halinde bu talebin esası incelenebilir. Öyleyse davacıya bu taleple ilgili harç noksanlığını tamamlaması için Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince imkan tanınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da doğru görülmemiştir.