(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/21560 E. , 2012/24902 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı iş yerinde onbir yıldan beri çalışan davacının 28.12.2010 tarihinde herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmaksızın sadece sözlü olarak işyerinde dava propogandası yaptığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin tazminatsız olarak feshedildiğini, Teksif Sendikası üyesi iken istifa ederek ...-İplik İş Sendikasına üye olmasının ardından baskıların artırılarak nihayetinde işverence iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek yapılan feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatılmaması halinde sekiz aylık ücreti tutarında az olmamak üzere tazminat miktarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının davalı fabrika aleyhine propoganda yapması, işçileri fabrikaya karşı kışkırtıp işveren aleyhinde konuşması, asılsız ihbarlarda bulunması, mahkemeler hakkında yalan yanlış konuşmalar yapıp bildiriler dağıtması ve işyerinin huzurunu bozması sonucu davranış ve ifadelerinden dolayı Disiplin Kurulu kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. maddesi ve XXII. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesinin 59/C.7. maddesi gereğince iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı işyerindeki dava açmayan işçi arkadaşlarına dava açmaları ve haklarını aramaları yönündeki telkin edici söz ve eylemlerinin iş disiplinini bozmaya yönelik olmadığı, davalı işyerinde sorumlu ustabaşı olarak çalışan tanıkların davacı işçinin işyeri ile ilgili sinkaflı sözlerde bulunduğuna ilişkin beyanlarının ise davalı işyerinde çalışıyor olmaları nedeniyle davacı işçi aleyhine beyanlarının olabileceği şeklinde değerlendirilerek feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde davacının çalışma barışını bozucu ve olumsuzluklara yol açan davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tanıklarının beyanları ile anlaşılan bu durumun aksini doğrulayıcı bir bilgi ve belge davacı tarafından ikame edilmemiştir. Hal böyle olunca, dosya kapsamı itibariyle davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli bir sebebe dayandığının kabulü gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.