7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/3404 E. , 2022/6455 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07/11/2013 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/09/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin 114 ada 10 parsel ve 115 ada 69 parselde 36/384 hisseyle paydaş olduğunu, davalının müşterek hisseli taşınmazlarda kendisinin ve birlikte kullanım yaptığı kişilerin hisse toplamından daha fazla yer kullandığını, yapılan bir çok uyarıya rağmen davalının taşınmazda müvekkiline ait hisseyi teslim etmediğini, bu nedenle davalının taşınmazlara vaki haksız müdahalesinin hisseleri oranında men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararda), davanın kısmen kabulü ile 114 ada 10 parsele vaki müdahalenin davacının hissesi oranında men’ine, 115 ada 69 parsele yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/8103 Esas, 2019/11294 Karar sayılı ilamı ile; "... davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin 115 ada 69 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; ....tamamı 91.111,84 m2 olan taşınmazda davacının payına 8.541,73 m2 düştüğü gözetildiğinde davacı kullanımına bırakılan B ve C harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümünün hakim niteliğinin hayatın olağan akışına göre kullanmaya uygun tarım arazisi niteliğinde olmadığı gibi 1.542,00 m2'sinin de ekilmek üzere sürüldüğü dikkate alındığında davalının davacının payına haksız müdahale ettiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca; 115 ada 69 parsel yönünden de davanın kabulü ile davacının hissesine vaki müdahalenin men’ine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile dava konusu 114 ada 10 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 115 ada 69 parsel yönünden ise davalının iş bu taşınmazda davacının hissesine yönelik müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; her ne kadar ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak, 115 ada 69 nolu parsel yönünden, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkında Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/8103 Esas, 2019/11294 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği belirtilerek tekrar hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm, yeni bir hükümdür ve hüküm bir bütündür. O halde, bozma ilamına uyulmasından sonra davacının tüm talepleri hakkında mahkemece yeniden bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca 115 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında kabul kararı verilip, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden hüküm tekrarı yapılmaması doğru olmamıştır. Mahkemece, değinilen husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.