11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/2441 E. , 2022/7183 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.03.2018 tarih ve 2015/455 E- 2018/231 K. sayılı kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.12.2020 tarih ve 2019/471 E- 2020/1494 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili; davalı şirketin 02/10/2014 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulunda müvekkili ...'ın ibra edilmemesi yönünde karar alındığını, söz konusu kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
TTK'nın 438 maddesine aykırı olarak davalının büyük ortağı MK Akaryakıt Ltd. şirketinin muhasebecisi olan mali müşavirlik firmasına özel amaçlı rapor düzenlettirildiğini, raporun daha önceki yıllarda görüşülmüş ve ibra edilmiş olan 2010 ve 2011 yıllarını da kapsadığını, davalı şirketin hakim ortağı MK Akaryakıt Ltd. Şti.'nin TTK'nın 438. maddesine aykırı olarak düzenlettiği özel amaçlı raporun gerçeğe aykırı olduğunu, hakim ortağın kendisini ibra ettiğini, azınlığı ise ibra etmediğini,
TTK'nın 558. maddesinde genel kurul kararıyla ibra edilmiş bir dönemin, sonraki bir genel kurul kararıyla iptal edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, özel amaçlı raporda çeşitli inşaat malzemeleri imalat ve işçilik bedelini içeren 28/02/2011 tarih 132013 nolu faturadaki işlerin Total şirketi tarafından yapıldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu,
Peda A.Ş.'nin davalıdan olan cari hesap alacaklarına faiz tahakkuk ettirilmesinin yasaya uygun olduğunu, davalının işletmesinin üzerinde bulunduğu Bodrum ilçesi, 68 ada, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlardaki ...'a ait hisselerin satın alınması için gerekli olan nakit kredinin temini amacıyla müvekkili Peda A.Ş.'nin müşterisinden aldığı toplam 200.000,00 TL tutarlı 5 adet çekin ciro edilerek davalı şirket muhasebesine gönderildiğini, müvekkili Peda A.Ş.'ye davalı tarafından gönderilen paranın da mal sahibi ...'a ödendiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesiyle gerçeğin ortaya çıkacağını, hazirun cetvelinde davalı şirketin büyük ortağı MK Akaryakıt Ltd. Şti. adına ...'nin imzasının bulunduğunu, aynı listenin altında şirket ünvanı üstünde farklı bir kişinin imzasının bulunduğunu,
TTK 415. maddesine göre genel kurul toplantısına sadece hazirun cetvelinde adı bulunan pay sahiplerinin katılabileceğini, müvekkili Peda nın davalı şirketteki pay edinim tarihinin 2009 olmasına rağmen hazirun cetvelinde 2010 olarak yazıldığını, oy sayımının TTK 422. maddesine aykırı olarak yapıldığını, alınan her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarının belirtilmesi gerektiğini, toplantı gündeminden 15 gün önceden şirket merkezinde bilançolar ve cari hesapların hazır bulundurulmadığını, toplantıdan önce davalıya bu hususta ihtarname keşide ettiklerini, genel kurulun 2. maddesinde rapordan ve cari hesaptan bir suretin resmi kanaldan tebliğ edilmesine karar verildi denmesine rağmen bugüne kadar müvekkiline mali hesaplar hakkında herhangi bir bilgi ve belge tebliğ edilmediğini, azınlık haklarının ihlal edildiğini, gündem maddeleri arasında "iç yönerge" olmadığını, müvekkilinin itiraz etmesine rağmen ve herhangi bir talep olmamasına rağmen kanuna aykırı şekilde iç yönergenin genel kurulda görüşülüp karara bağlandığını ileri sürerek, kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olan davalı şirketin 02/10/2014 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili; davanın yasal üç aylık süre içerisinde açılmadığını, öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, şayet dava süresinde açılmış ise mahkememizin 2015/331 esas sayılı şirket müdürünün sorumluluğu ile ilgili tazminat davası ile işbu davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, esas yönünden ise davacı ...'nın itirazlarını genel kurul zaptına geçirmediğini bu nedenle iptal davası açamayacağını, ibra konusunun gündemin 3.maddesinde yer aldığını, müvekkili şirketin %75 pay ile ortağı olan MK Ltd. Şti.'nin şirket müdürü ... ın yaptığı işlemlerde usulsüzlük bulunması ve yanıltıcı belgeler kullanmak suretiyle şirket hesaplarından usulsüz para aktarımlarının tespit edilmesi üzerine bu hususların yeminli mali müşavir eliyle tespit ettirmesinin yasaya uygun bulunduğunu, söz konusu genel kurulda ... ın sağlıklı ve tatminkar cevap verememesi üzerine genel kurulun bu müdürü görevinden azlederek hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verdiğini, sorumluluk davasının mahkememizin 2015/331 esas sayılı dosyasında görüldüğünü, şirket ortağının vekil eli ile genel kurula katılmasının mümkün olduğunu, vekilin toplantıya katılmakla hazirun cetvelini imzaladığını, ortak olan Peda şirketinin yetkilisinin de ayrıca imzalamasının doğal olduğunu, bu yöndeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, tüm bilançolar, gelir tabloları, yeminli mali müşavir raporlarının davacılara imzaları karşılığında tebliğ edildiğini, davacının diğer iddialarının tamamının sorumluluk davası ile ilgili olduğunu belirterek öncelikle davanın süre yönünden reddine, bu talepleri kabul görmez ise iş bu davanın mahkememizin 2015/331 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama sonucunda genel kurul karar iptaline ilişkin huzurdaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 535663 sicil nosunda kayıtlı iki ortaklı bir şirket olan müvekkili şirketin Türk Kuyusu Mah. Cevat Şakir Cad. No:67 Bodrum adresinde şubesinin bulunduğunu, şirketin 400.000,00 TL tutarındaki sermayesinin % 75 oranında 300.000,00- TL'sinin MK Akaryakıt Bilgisayar ve Gıda Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'ne, % 25 oranında 100.000,00 TL'sinin ise davalı ... Tic.
İşletmeleri A.Ş.'ne ait olduğunu, diğer davalı ...'ın ise 2009 yılından 02/10/2014 tarihine kadar müvekkili şirketi ve Bodrum Şubesi'ni münferit imza ile temsile yetkili müdürü olduğunu, bir süre evvel şirket hesaplarındaki bir karışıklık nedeniyle şirket müdürü davalı ... tarafından şirketin 2010, 2011, 2012 ve 2013 yılı ticari defter ve kayıtlarında inceleme yaptırıldığını, düzenlenen raporda Bodrum'da işletilmekte olan petrol istasyonuna yapıldığı iddia edilen inşaat işleri ile ilgili olarak davalı hissedar Peda Turizm A.Ş tarafından kesilen 28/02/2011 tarih ve 132013 numaralı 175.820,00 TL bedelli gerçeğe aykırı fatura ile şirketin borçlandırıldığını, diğer davalı şirket müdürü ...'ın da Mehmetçik Petrol ve Turizm Tic. Ltd. Şirketi'nin defter kayıtlarına gerçeğe aykırı bu faturayı 28/02/2011 tarih 335 mahsup fişi ile kaydettirdiğinin tespit edildiğini, oysa müvekkili şirketin Bodrum ilçesinde akaryakıt istasyonu bayiliği yaptığı ana dağıtım şirketi TOTAL firmasının akaryakıt istasyonlarını bizzat kendisinin inşa ve dizayn ettiğini, tüm masraflarını kendisinin karşıladığını, bu nedenle düzenlenen faturanın gerçeğe aykırı olduğunu, ayrıca 2010 yılında müvekkili şirketin Bodrum Şubesi'nin banka borcuna karşılık davalılarca toplam 1.120.000,00 TL tutarındaki (9) adet çekin ilgili banka şubesine verildiğini, daha sonra bu çek bedellerinin aynı yıl içerisinde şirketin şubesinin kasasından ve banka hesaplarından nakden ödenip 2011 yılına 52.285,35 TL borç devredildiği halde, davalı ...’ın şirket müdürü yetkisine binaen şube muhasebecisine verdiği talimatla 2011 yılı başında “...tashih..." açıklaması ile herhangi bir dayanak belge olmaksızın müvekkili şirketi 776.460,00 TL borçlu göstererek bu borca istinaden PEDA Turizm Ticaret İşletmeleri A.Ş. 31/12/2012 tarih ve 114955 sayılı fatura ile hayali alacak kaydının faizi olarak 85.299,43 TL + KDV tutarında "...faiz geliri..." açıklamalı fatura düzenleyerek şirket defter ve kayıtlarına 31/12/2012 tarih ve 03791 mahsup fişi/yevmiye numarası ile masraf olarak intikal ettirildiğini ve şirket hesaplarında davalı ... AŞ lehine (776.460,00 – 52.285,35=) 724.175,00 TL borç kaydı oluşturularak bu borcun müteakip yıllara devrettirildiğini , bütün bu tespitler üzerine müvekkili şirketin 02/10/2014 tarihinde aldığı ortaklar kurulu kararı ile davalı müdür ...'ın görevine son vererek geçmiş dönem faaliyet ve hesapları hakkında ibra edilmemesi ve şirketi zarara uğratan sorumlular hakkında dava açılmasına karar verildiğini, gerçek olmayan fatura ve kayıtlarla davalı şirket müdürü ...'ın yetkisini kötüye kullanarak ve şirketin hissedarı bulunduğu gayrimenkuldeki haklarını kaybetmemek için borç temin ederek kendilerine ödeme yaptırarak müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili; öncelikle davaya konu 02/10/2014 tarihli genel kurul kararlarının iptali talebiyle İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/25 esas sayılı dosyası ile açtıkları davada verilecek kararın huzurdaki davayı etkileyeceğinden yetkisizlik kararı ile mahkememizin 2015/455 esas numarasını alan genel kurul kararlarının iptali talepli dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açıldığını, HMK.107/2 maddesine göre talep konusu miktarın açıkça belli olması durumunda kısmi dava açılamayacağını, davacı şirketin hakim ortağı % 75 hisse sahibi MK Ltd. şirketini temsilen ... ve kardeşi ... münferiden, küçük ortak % 25 hisse sahibi Peda A.Ş.'yi temsilen ise ...'ın münferiden davacı şirketin müdürlüğünü yapmakta olduklarını, dolayısıyla davacının "yapılan işlerden haberimiz yoktu" şeklindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin muhasebesinin şirket merkezinde davacının büyük ortağı MK Ltd. şirketinin muhasebecileri tarafından tutulmakta olduğunu, MK Ltd. şirketinin 22/12/2010 tarihinde davacı şirkete ortak olduğunu,
TTK. 558 maddesine göre aradan geçen süre içinde hesapların ibra edilmiş ve belirtilen sürelerin geçmiş olması nedeniyle davaya konu edilemeyeceğini, yine TTK. 438 ve 558 maddelerine aykırı olarak kendi muhasebecilerine özel amaçlı olarak rapor düzenlettirdiklerini, müvekkili şirket tarafından 01/04/2009 tarihinden itibaren 22/12/2010 tarihine kadar yapılmış olan teknik ve takip hizmetinin bilgileri dahilinde 2011 yılı sonuna kadar verileceğinin taahhüt edildiğini ve hizmetlerin fiyatlandırılarak söz konusu faturanın düzenlendiğini, müvekkili şirketin hesaplarına işlenerek vergisinin ödendiğini, müvekkili şirketin cari hesaplardaki alacak bakiyelerine faiz tahakkuk ettirilmesinin değil, faiz tahakkuk ettirilmemesinin Vergi Usul Kanununa aykırı olduğunu, müvekkilinin 1.120.000,00 TL alacağına karşılık 9 adet çekin bankaya tevdi edildiği ve daha sonra bu çek bedellerinin aynı yıl içerisinde Mehmetçik Ltd. şirketi tarafından nakden ödendiği iddia edilmiş ise de, müvekkilinin 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yılı cari hesaplarında böyle bir işlem kaleminin mevcut olmadığını, 28/02/2010 tarihinde ...adlı müşterisinden almış bulunduğu 5 adet vadeli cari hesapta belirtilen toplam 200.000,00 TL tutarındaki çekin ... hissesinin satın alınması için gerekli olan nakit kredinin temini için ciro edilerek davacı şirkete verildiğini, 10/03/2010 tarihinde davacı tarafından banka havalesi ile gönderilen 540.000,00 TL'nin 31/03/2010 tarihinde alınan hisselerin tapularının bedeline mahsuben müvekkili şirkete havale edildiğini, müvekkilinin cari hesabında gözüken 9 adet toplamda 1.009.000,00 TL tutarındaki ödemenin mal sahibi ...'ın kendisine, alacaklılarına verilmek üzere şirket müdürü Tolga Taşkın'a satış bedeline mahsuben yapıldığını, bu işlemlerin davacının büyük ortağı MK Ltd. Şirketinin ortak olmadığı döneme ait işlemler olup ibra edilmiş dönemler olduğunu, Bodrum'daki benzin istasyonunun bulunduğu taşınmazın iki hissesinin satışa çıkartıldığını, hisselerin alınması için davacı şirket tarafından finansman sağlanamadığından finansman temin edildiğinde hisselerin davacı şirketin malvarlığına geçirilmesi şartıyla hisselerin müvekkili şirket tarafından satın alınması istendiğinden müvekkili şirketin söz konusu iki adet tapuyu bedelini ödeyerek aldığını, ancak büyük ortak MK Ltd. şirketi'nin finans temin etmemesi üzerine davacıya şufa hakkını kullanması için ihtar gönderildiğini, bunun üzerine davacının Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/465 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, satış bedeli konusunda muvazaa iddialarının olmadığı açılan dava sonucu verilen kesinleşmiş karar ile anlaşıldığını, bu davada mahkemenin uzlaşma teklifini kabul etmelerine rağmen uzlaşma talebinin davacı tarafça reddedildiğini ve bu dava nedeniyle müvekkilinin 160.689,00 TL zarara uğratıldığını belirterek açılan genel kurul kararlarının iptali davasının bekletici mesele yapılmasını ve haksız açılan tazminat davasının reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden; davalı şirketin 02/10/2014 tarihinde yapılan 2012 ve 2013 faaliyet yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptalinin talep edildiği, gündemin 1. maddesi kapsamında; oy birliğiyle seçilen divan kuruluna toplantı tutanağını imzalama yetkisi verilmesine ilişkin kararda kanuna aykırı bir durum bulunmadığı, kaldı ki olumsuz oy kullanan ortak Peda A.Ş. temsilcisinin muhalefet gerekçesini tutanağa yazdırmadığı, bu sebeple gündemin 1.maddesine ilişkin iptal isteminin yerinde görülmediği, gündemin 2. maddesi kapsamında; finansal tablo ve faaliyet raporunun müzakere edildiği belirtilmiş ise de, burada alınmış bir karar ve şerh edilmiş bir itiraz bulunmadığı, sadece özel amaçlı denetim raporu ile cari hesabın resmi kanaldan tebliğine karar verilmiş olduğu, bu sebeple ortada iptal edilebilecek bir karar bulunmadığı, gündemin 3.maddesi kapsamında; her biri münferit imzaya yetkili şirket müdürlerinden ... ve ...'ın geçmiş hesap dönemleri ile ilgili faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine, ...'ın ise gerek şirket müdürü gerekse Bodrum şube müdürü sıfatıyla yaptığı iş ve işlemlerdeki tespit edilen usulsüzlükleri nedeniyle ibra edilmemesine, şirketi uğrattığı zararlar ile ilgili olarak hakkında sorumluluk davası yürütülmesi için gerekli işlemlerin başlatılmasına, ortak Peda A.Ş. temsilcisi ...'ın muhalefetiyle ve oy çokluğu ile karar verilmiş olduğu, kurul halinde çalışan müdürlerden bazılarının ibra edilip bazılarının ibra edilmediği durumlardan ibra edilmemenin objektif bir gerekçesinin olması gerektiği, bu yönüyle iptal davasının kabulü için davacı şirket müdürünün şirketin idare ve temsili konusunda kusursuz davranması ve görevini gereği gibi yerine getirmiş olması gerektiği, ancak mali müşavir bilirkişinin rapor içerisinde yer alan tespitleri ve davalı şirket defterleri üzerinde yapılan incelemelere göre, davacının görev yaptığı 2011 ve 2012 dönemindeki kayıtların doğruluğunun ispata muhtaç olup genel kurulun 3 numaralı gündem maddesinin iptali koşulunun oluşmadığı, gündemin 4.maddesi kapsamında; şirket müdürlerinin görevine son verilmesi ve yeni müdür atanması genel kurulun münhasır yetkisinde olup genel kurulun bu yetkiyi kullanırken herhangi bir gerekçe göstermesi gerekmediği, alınan karar %75 olumlu oyla alındığından bu yönüyle karar nisabı açısından kanuna aykırı bir durum bulunmadığı, kaldı ki davalı şirketin ibra etmediği bir yönetim kurulu üyesi ile şirketin idare ve temsiline devam etmesi beklenemeyeceğinden bu kararın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği, bu sebeple bu maddeye yönelik iptal talebinin de yerinde görülmediği, gündemin 5. maddesi kapsamında; yasa gereği genel kurulun kabulüne sunulması gereken ve şirket müdürü tarafından hazırlanan iç yönergenin, yine ortak Peda A.Ş. temsilcisinin muhalefetiyle oy ve çokluğuyla kabul edildiği, iç yönergenin kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığı noktasında davacı tarafından herhangi bir itiraz gerekçesi ileri sürülmediği, bu sebeple herhangi bir aykırılıktan bahsedilemeyeceği, ayrıca davacının payı devraldığı tarihin hazirun cetvelinde yanlış yazılmış olmasının genel kurulda alınan kararların sakatlığına yol açmayacağı, genel kurulda alınan kararların esas sözleşme değişikliği öngörmediği gibi TTK'da emredici nisap öngörülen ağırlaştırılmış kararlardan da olmadığı, davacının şirketteki pay oranının %25 olduğu dikkate alındığında dava dışı diğer ortağın %75 oranındaki payı ile TTK m. 418'de aranan nisabın sağlandığı, toplantı ve karar yeter sayılarına aykırılığın mevcut olmadığı, yine toplantıya katılan ortakların sonrasında gündeme bağlılık ilkesine aykırılık nedeniyle iptal veya butlan talebinde bulunmalarının TMK md.2 de öngörülen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, davacı tarafından özel amaçlı denetim raporunun TTK m. 438'in emredici düzenlemesine aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, bu hükmün pay sahibinin şirketten özel denetim talebinde bulunmasına ilişkin olduğu, pay sahiplerinin masraflarını bizzat karşıladıkları takdirde özel amaçlı denetim yaptırmalarının mümkün olduğu, netice itibariyle davalı şirketin 02/10/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların kanun, esas sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçeleri ile, davacıların davalı şirket aleyhinde açtıkları 02/10/2014 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda alınan tüm kararların iptaline yönelik davasının reddine, birleşen dava yönünden ise; Mehmetçik Petrol tarafından sorumluluk davasına konu edilen faturalarla ilgili Peda A.Ş.'ne herhangi bir ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davacı şirketin raporda belirtilen tutarlarda bir zararının bu aşamada doğmadığı, şirket ortağı Peda A.Ş. tarafından Bodrum 2.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8303 esas sayılı takip dosyası ile Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/237 esas sayılı itirazın iptali davasının eldeki sorumluluk davasından daha sonra açıldığı ve hali hazırda davanın devam ettiği, her davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut duruma göre değerlendirmesinin yapılması gerektiği, bu durumda davacının davalılar aleyhinde açtığı tazminat davasının zarar koşulu oluşmadığından, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ile katılma yoluyla asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl davaya yönelik davacıların istinaf başvurusu yönünden; kök raporda incelenen gündemin 3.maddesi dışında diğer maddelerin de ek rapor kapsamında incelendiği, alınan raporların ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, tüm raporlar birlikte değerlendirilerek karar verildiği, birleşen davaya yönelik davacının istinaf başvurusu yönünden ise; dava konusu işlemlere yönelik bir kısım hukuka aykırılıklar tespit edilmiş ise de, dava tarihi itibarı ile bu işlemler nedeniyle davacı şirket zararının oluşmadığı, dolayısıyla zarar bulunmadığından tazminat da talep edilemeyeceği, bu hali ile mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile, asıl davada davalı - birleşen davada davacı ile katılma yolu ile istinaf talep eden asıl davada davacılar - birleşen davada davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davacıdan alınmasına, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Asıl dava; anonim şirket olağan genel kurulunda alınan kararların iptali, birleşen dava ise şirket yöneticisine karşı sorumluluk ve yöneticiyle birlikte hareket ederek şirket zararına yol açan şirket ortağı diğer şirkete karşı tazminat istemlerine ilişkindir. Asıl davada davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı temyize gelmediğinden karar kesinleşmiştir. Birleşen dava yönünden ise Mahkemece; her ne kadar davacı şirkete iş yapmadığı halde iş yapmış gibi gösterilerek fatura tanzim edilmiş ve davalı yönetici tarafından bu fatura muhasebe kayıtlarına işlenerek davacı şirket fiktif olarak Peda A.Ş.’ye borçlandırılmış olsa bile, davacı şirket PEDA’ya henüz bir ödeme yapmadığından zarar gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda birleşen dava yönünden; davalı ...’in davacı şirketin yöneticiliğini yaptığı dönemde, davacı şirketin benzin istasyonuna yapılan bir takım inşaat ameliyesinin bayilik ilişkisi çerçevesinde esasen TOTAL şirketince yaptırılmış olmasına rağmen, bu işin davalı ...’in ilişki içerisinde olduğu PEDA tarafından yapılmış gibi fatura tanzim edildiği ve faturanın davacı şirketin muhasebe kayıtlarına işlenmesi suretiyle davacı şirketin yöneticisi tarafından fiktif olarak borçlandırıldığı, davalının bu eylemi nedeniyle davacı şirketin genel kurul toplantısında sorumluluk davası açılması kararı alındığı hususlarında Daire heyet üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Olaya ilişkin 6102 s. TTK’nın 553. maddesi uyarınca, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri veya yöneticilerinin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete verecekleri zarardan dolayı hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Somut olayda her ne kadar davalı yöneticinin şirketi fiktif olarak borç altına sokması ve muhasebe kayıtlarında borçlu olarak görünmesinin “zarar” kavramı altında mütalaa edilmesi ve buna göre gerçekleşen zararın davalı yöneticiden tahsiline karar verilmesi gerekirken, Daire çoğunluğunun, zarar kavramının ancak “ödeme yapılırsa” gerçekleşeceğine ilişkin görüşlerini isabetli bulmuyorum.
2.Ayrıca, Şirket yöneticilerine karşı sorumluluk davası açma süresi TTK 560 uyarınca 2-5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, uzun süre zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren başlamaktadır. Daire çoğunluğunun bakış açısı esas alındığında, fiili zararın ödeme olgusuna bağlanması, haksız fiilleriyle şirketi zarara uğratan yöneticilerin sorumluluktan kurtulmasına yol açabilecektir. O nedenle de bu yorum tarzının benimsenmesinin yerinde olmadığı kanaatinde olduğumdan davanın reddine dair Daire çoğunluğunun görüşlerini isabetli bulmuyorum.
3.Öte yandan somut olayda PEDA kendisine haksız menfaat sağlanan üçüncü kişi konumunda olduğundan ve dava sebebi haksız fiil ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığından, davanın bu davalıya karşı menfi tespit olarak kabulü ve ona göre hüküm kurulması gerekirken bu davalı yönünden davanın reddini de isabetli bulmadığımdan, davanın reddine dair yerel mahkeme kararını onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.