Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2021/457 E. , 2022/1757 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1.Taraflar arasındaki "Ödeme emrinin iptali" davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda ... İş Mahkemesince verilen asıl davanın kabulüne, birleşen 2014/562 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2014/494 E. sayılı davanın reddine dair karar, asıl ve birleşen davalar davalısı ... Kurumu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2.Direnme kararı asıl ve birleşen davalar davalısı ... Kurumu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi:
4.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirkete 2014/17273 numaralı takip dosyası üzerinden gönderilen ödeme emrinin 2012/8. ve 2013/12. aylara ilişkin idari para cezaları ve gecikme zammı olmak üzere toplam 12.597,68TL borçla ilgili olduğunu ancak idari para cezalarının yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek ödeme emrinin iptalini talep etmiştir.
5.
Davacı vekili birleşen 2014/494 E. sayılı dava dilekçesinde; müvekkili şirkete 2014/23852 ve 2014/23853 numaralı takip dosyaları üzerinden gönderilen 2012 ve 2013 yıllarında çeşitli aylara ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve gecikme cezalarından oluşan toplam 1.303,05TL borcun yasal dayanağının bulunmadığını, sigortasız işçi çalıştırılmasının söz konusu olmadığını belirterek ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
6.
Davacı vekili birleşen 2014/562 E. sayılı dava dilekçesinde; müvekkili şirkete 2014/26359 ve 2014/26362 numaralı takip dosyaları üzerinden gönderilen 2012 ve 2013 yıllarında çeşitli aylara ilişkin idari para cezalarından oluşan toplam 10.172,05TL borcun yasal dayanağının bulunmadığını, sigortasız işçi çalıştırılmasının söz konusu olmadığını, ayrıca daha önce idari para cezası nedeniyle ödeme emri tebliğ edildiğinden mükerrer takip yapıldığını belirterek ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
7.Davalı ... (SGK/Kurum) vekili asıl davada cevap dilekçesinde; idari para cezasının davacı şirkete 23.01.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, 06.02.2014 tarihinde yapılan itirazın 12.02.2014 tarihli komisyon kararı ile reddedilerek red kararının 20.02.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde öngörülen süre içinde açılmadığını öte yandan sigortasız çalıştırılan işçiye ait aylık prim ve hizmet belgeleri ile şirkete ait kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle uygulanan idari para cezalarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
8.Davalı ... vekili birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; idari para cezasının davacı şirkete 23.01.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, 06.02.2014 tarihinde yapılan itirazın 12.02.2014 tarihli komisyon kararı ile reddedilerek red kararının 20.02.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde öngörülen süre içinde açılmadığını öte yandan prim borcu yönünden Kurum nezdinde itiraz edilmeyip yetkili mahkemede dava da açılmadığından Kurum alacağının kesinleştiğini, bu nedenle ödeme emrine karşı borcun bulunmadığı, ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı yönünde üç sınırlı nedenle itiraz edilebileceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
9.... İş Mahkemesinin 14.07.2015 tarihli ve 2014/278 E., 2015/324 K. sayılı kararı ile; mükerrer olan takip ile belge ibraz etmemek fiili nedeniyle verilen idari para cezasına ilişkin takibin iptali; diğer takipler yönünden ise istemin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2014/17273 ve 2014/26362 sayılı takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline, diğer takiplere ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
10.... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde asıl ve birleşen davalar davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/19114 E., 2015/22544 K. sayılı kararı ile; "...Somut olayda, davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesine istinaden çıkartılan idari para cezalarının davacıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise, bu cezaya ilişkin davacının komisyona bir itirazının bulunup bulunmadığı, itiraz var ise, komisyon kararının davacıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise, komisyon kararının reddedilmesi halinde davacının İdari Yargı yolunda dava açıp açmadığının mahkemece araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; 5510 sayılı Kanun'un 102 ve 86. maddelerini dikkate alarak, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesine istinaden çıkartılan idari para cezalarının davacıya tebliğ edilip edilmediğini araştırmak, tebliğ edilmiş ise, bu cezalara ilişkin davacının komisyona bir itirazının bulunup bulunmadığını Kurumdan sormak, davacının komisyon kararına ilişkin itirazı var ise, komisyon kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğini Kurumdan sormak, tebliğ edilmiş ise, komisyon kararının reddedilmesi halinde davacının İdari Yargı yolunda dava açıp açmadığını araştırmak, İdari Yargı yolunda dava açılmış ise İdari Yargı'daki davayı eldeki dava bakımından bekletici mesele yapmak, İdari Yargıda dava açılmamış ise tüm delilleri topladıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, uyuşmazlık sağlıklı bir biçimde belirlenmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı:
12.... İş Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/38 E., 2016/359 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; idari aşamada kesinleşen idari para cezasına karşı idare mahkemesinde açılmış bir dava bulunmadığına dair davacı vekilinin beyanı doğrultusunda yeniden Kuruma yazı yazılarak idari para cezasının tebliğ evrakı ile komisyon kararının celbedildiği, bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu toplanan delillerin yanı sıra bilirkişi raporu ışığında asıl davanın kabulü, birleşen 2014/562 Esas sayılı davanın kısmen kabulü, diğer birleşen davanın ise reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davaya konu 2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/562 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, 2014/26362 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/494 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
13.... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde asıl ve birleşen davalar davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
14.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.12.2016 tarihli ve 2016/14990 E., 2016/15726 K. sayılı kararı ile; "...Dava, davacının davalı Kurumca davacı adına tanzim edilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; asıl davanın kabulü ile 2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/562 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, 2014/26362 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/494 esas sayılı davanın reddine” şeklinde karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa'nın 86, 88/16, 102 ve 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddeleridir. 5510 sayılı Yasa'nın 88.maddesinde, “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.” düzenlemesi bulunmaktadır. 6183 sayılı Yasa'nın 58/1.maddesine göre ise de, “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (İş Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir denmiştir. Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin anılan maddeye dayalı olarak açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup, bu davada ”böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir.
İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.3.2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı kararları). Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen gözönünde tutulmalıdır.
Kamu alacağına ilişkin olarak anılan madde kapsamında öngörülen menfi tespit davası dışında, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 sayılı Kanunda, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 Esas, 249 Karar sayılı Kararı). 5510 sayılı Yasanın 86. maddenin 7. fıkrasında, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, fiilen yapılan denetimler sonucunda çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde bu belgelerin Kurumca resen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta primlerinin Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği, işverenin bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın takibi durduracağı, itirazın reddi halinde işverenin kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabileceği, mahkemeye başvurmanın prim borcunun takip ve tahsilini durdurmayacağı, 11. fıkrasında ise bu maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 102. maddeye göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 102.maddesinde idarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. İtirazı kurumca reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Mahkeme'ye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacağı düzenlenmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; bozma ilamı sonrası Dairemiz ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle Mahkemece yapılan yargılamada, davacı hakkında 5510 sayılı Yasa'nın 102. maddesinde öngörülen koşulların oluşması nedeniyle re'sen tahakkuk ettirilen idari para cezalarına ilişkin olarak; 20/02/2012 tarihinde davacıya tebliğ olunan İtiraz Komisyonunun itirazın reddine dair kararına karşı davacı tarafından idari yargıda her hangi bir dava açılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda dava; davacının re'sen düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve idari para cezası borçlarının iptali istemine ilişkindir. Hal böyle olunca re'sen düzenlenen aylık prim ve hizmet belgeleri nedeniyle tahakkuk ettirilen idari para cezalarına karşı İtiraz Komisyon Başkanlığı'nın itirazın reddine dair kararının 20/02/2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurmadığı, eldeki 2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin iptali istemine dair asıl davanın 25/03/2014 tarihinde açılmış olduğu, aynı şekilde 2014/26359 ve 2014/26362 takip sayılı ödeme emirlerinin iptali için açılan ve eldeki dosya ile birleştirilen 2014/562 Esas sayılı dava dosyasının 03/07/2014 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla gerek davacı tarafından İtiraz Komisyon Başkanlığı'nın kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açılmaması, gerek ise eldeki dava ile birleşen davada 2014/26359 ve 2014/26362 takip sayılı ödeme emirlerinin tebliğ edildiği tarih olan 30/05/2014 tarihinden itibaren 7 gün içinde 6183 sayılı Yasa'nın 58.maddesinde öngörülen 7 gün içinde İş Mahkemesi'nde davanın açılmaması nedeniyle idari aşamada kesinleşen idari para cezası tahakkukuna dair Kurum işlemi yerinde olduğu anlaşılmakla davacının idari para cezası borcunun iptali istemi dinlenemeyeceğinden Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yapılacak iş; davacının re'sen düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ve idarî aşamada kesinleşen idari para cezası borcunu içeren ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin olarak davanın reddine dair Mahkemece bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı:
15.... İş Mahkemesinin 30.05.2017 tarihli ve 2017/106 E., 2017/281 K. sayılı kararı ile; 2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin tebliğ tarihinin 18.03.2014 olup davanın 25.03.2014 tarihinde açıldığı, aynı şekilde 2014/26359 ve 2014/26362 takip sayılı ödeme emirlerinin 26.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, birleşen 2014/562 Esas sayılı davanın 03.07.2014 tarihinde açıldığı, 2014/23852 ve 23853 takip sayılı ödeme emirlerinin 30.05.2014 tarihinde tebliği üzerine birleşen 2014/494 Esas sayılı davanın ise 05.06.2014 tarihinde açılmış olduğu, bu hâli ile her üç davanın da 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen 7 günlük hak düşürücü süre içinde ikâme edildiği, bozma ilamının maddi hataya dayandığı gerekçesiyle direnme karar verilmiştir.
16.... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının asıl ve birleşen davalar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2020 tarihli ve 2017/21-3071 E., 2020/211 K. sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; mahkemece 05.05.2016 tarihli ve 2016/38 E., 2016/359 K. sayılı karar ile asıl davanın kabulüne 2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/562 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, 2014/26362 takip sayılı ödeme emrinin iptaline, birleşen 2014/494 E. sayılı davanın reddine karar verilmiştir. 30.05.2017 tarihli ve 2017/106 E., 2017/281 K. sayılı direnme kararında ise davanın kısmen kabulü ile; 2014/17273 ve 2014/26362 Esas sayılı takip dosyalarına gönderilen ödeme emirlerinin iptaline, diğer takiplere ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere ilk karar ile direnme kararının birbirinin aynısı olduğundan söz etmenin olanağı yoktur. Mevcut bu durum dikkate alındığında usulüne uygun bir direnme kararının varlığından söz edilemeyecektir.
O hâlde direnme kararı verildikten sonra mahkemece yapılması gereken; 6100 sayılı HMK'nın 294 ve 297. maddelerine uygun şekilde mahkemece verilen ilk karar gibi yani 05.05.2016 tarihli ve 2016/38 E. - 2016/359 K. sayılı karar gibi hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçeli karar yazmaktır…” gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar usulden bozulmuştur.
17.... İş Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/260 E., 2020/302 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma ilamının gereği yerine getirilip önceki gerekçeler tekrar edildikten sonra direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi:
18.Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen davalar davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK
19.Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;
1.2014/17273 takip sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkin asıl dava yönünden komisyon kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesinde dava açılmadığından ödeme emrine konu idari para cezasının idari aşamada kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddinin gerekip gerekmediği;
2.2014/26362 takip sayılı ödeme emrinin iptali istemini de içeren birleşen 2014/562 Esas sayılı dava yönünden davanın 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı; buradan varılacak davanın reddinin gerekip gerekmediği; Noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE
A. Her iki uyuşmazlık yönünden genel açıklamalar:
20.Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) "Kurumca verilecek idarî para cezaları başlıklı" 102. maddesinde Kanun'da öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde ilgililere verilecek idari para cezalarına ilişkin düzenlemeler yapılmış, bu kapsamda idari para cezaları, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz, itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilecek karara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı süresi konularında hükümlere yer verilmiştir.
21.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesinin 4. fıkrasında; "İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir." hükmü bulunmaktadır.
22.Bu hüküm uyarınca Kurumca uygulanan idari para cezasına karşı öncelikle Kurum bünyesindeki komisyon nezdinde itiraz edilmesi, itirazın reddedilmesi hâlinde yasada öngörülen süre içinde idare mahkemesinde dava açılması gerekmekte olup idari para cezasına komisyon nezdinde itiraz edilmemesi veya idare mahkemesinde dava açılmaması ya da idare mahkemesince davanın reddine karar verilmesi ile idari para cezası kesinleşecektir. İtiraz prosedürü tamamlanmadığı hâlde ödeme emri gönderilmiş ve ödeme emrine itiraz edilerek iptali için dava açılmış ise mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesindeki prosedürün sonuçlanması beklenmeli, bu kapsamda olmak üzere idare mahkemesinde açılmış davanın sonucu bekletici mesele yapılmalıdır.
23.Gelinen bu noktada 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) konuyla ilgili düzenlemelerine değinilmelidir.
24.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinde Kurumun prim gelirleri, idari para cezaları, gecikme zamları ve katılım paylarının tahsili ile ilgili hükümlere yer verilmiş olup maddedeki hükme göre; "...Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır..." 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruma İlişkin Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 37. maddesinde de süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idari para cezaları, gecikme zamları ile katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
25.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takip, idari icra takip yöntemi olup Kurum icra dairesine müracaata gerek kalmadan kendisi ödeme emri düzenleyerek tebliğe çıkarmakta ve sonrasında icra takibine başlamaktadır. Kurum tarafından kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun, itirazı varsa tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde yetkili iş mahkemesinde ödeme emrinin iptali davası açması gerekmektedir.
26.Nitekim 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 1. fıkrasına göre; "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur..." Bu arada 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 1. fıkrasındaki "7" rakamı 28.11.2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile "15" olarak değiştirilmiş ve söz konusu değişikliğin 01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği anılan Kanun'un 123. maddesi ile hükme bağlanmıştır.
27.Öte yandan 6183 sayılı Kanun'un 58. madde metninde itirazın “vergi itiraz komisyonuna yapılacağı” hükmü yer almakta ise de mülga 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinde yer alan “Kurum alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, alacaklı Sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkilidir.” ve hâlen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir” yönündeki hükümler ile davalı Kurum bünyesinde 6183 sayılı Kanun'un itiraz mercii olarak belirttiği vergi itiraz komisyonunun bulunmaması hususu birlikte değerlendirildiğinde maddede belirtilen vergi itiraz komisyonuna itiraz yolunun; Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsili yönünden 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda iş mahkemesine dava açılması yolu olarak kabulü zorunludur. Nitekim bu husus HGK'nın ile 30.06.2020 tarihli ve 2018/10-1022 E., 2020/496 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
28.Yeri gelmişken belirtilmelidir ki 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 1. fıkrasında ödeme emrine itiraz için öngörülen 7 günlük sürenin HGK'nın 15.10.2019 tarihli ve 2017/21-243 E., 2019/1061 K. ile 30.06.2020 tarihli ve 2018/10-1022 E., 2020/496 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle def'î değil itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir ve re'sen göz önünde tutulur.
29.Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak anılan maddeye dayanılarak açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup ”böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni de ileri sürülemeyecektir. Kesinleşen idari para cezası 6183 sayılı Kanun'a göre takibe konu edildiğinde borçlu tarafından sadece ödeme ve zamanaşımı savunmasında bulunulabilir. İdari para cezasının varlığı idari aşamada ya da idare mahkemesi kararı ile kesinleştiğinden "böyle bir borcu olmadığı" yönünde alacağın özüne ilişkin itirazda bulunulması mümkün olmayacaktır.
B. (1) numaralı uyuşmazlık yönünden yapılan inceleme:
30.Somut olayda davacı vekili asıl davada 2014/17273 numaralı takip dosyası üzerinden gönderilen ve 2012 yılı 8. ay ile 2013 yılı 12. aya ilişkin idari para cezalarını konu edinen ödeme emrinin iptalini talep etmiş, Mahkemece davacı şirkete belge ve kayıt ibraz edilmemesi sebebine dayanılarak uygulanan idari para cezasının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Ancak Mahkemece birinci bozma kararına uyularak Kurumdan getirtilen belgelerden takibe konu idari para cezalarının 23.01.2014 tarihinde tebliği üzerine davacı şirketin 06.02.2014 tarihli dilekçesi ile Kurum nezdinde cezalara itiraz ettiği, İtiraz Komisyonu Başkanlığının 12.02.2014 tarihli ve 2014/4 E., 2014/4 K. sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, red kararının 20.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu arada 18.02.2014 tarihli ödeme emrinin davacı şirkete 18.03.2014 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine eldeki davanın 25.03.2014 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin 24.03.2016 tarihli duruşmada ödeme emri düzenlenmekle idari para cezasının kesinleştiğini, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu ve idari yargıda açılmış bir davalarının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
31.Şu hâlde yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu edilen ödeme emri idari para cezasına ilişkin olup idari para cezasına Kurum nezdinde itiraz edilmekle birlikte itirazın reddine ilişkin komisyon kararının tebliği üzerine 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde idare mahkemesinde dava açılmadığından idari para cezasının varlığı kesinleşmiştir. Artık kesinleşen ve Kurum alacağına dönüşen idari para cezasının tahsili için başlatılan takip kapsamında ödeme emri gönderilmesi üzerine iş mahkemesinde açılan ödeme emrinin iptali davasında mahkemece idari para cezasının usule ve kanuna uygun olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması hukuken olanaklı olmadığı gibi "borcun olmadığı "yönünde bir itirazın ileri sürülmesi de mümkün değildir. Ödeme emrine itiraz eden davacı sadece borcun kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazlara dayanabilir. Somut olayda davacının kısmen ödeme ya da zamanaşımına yönelik bir itirazının bulunmadığı gözetildiğinde idari aşamada kesinleşen idari para cezasına ilişkin Kurum işlemi yerinde olup davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
32.Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararının bu uyuşmazlığa ilişkin bölümüne uyulması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile önceki hükümde direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
33.Bu nedenle asıl davaya ilişkin direnme kararı bozulmalıdır.
34.Öte yandan Özel Daire bozma kararında komisyon kararının tebliği tarihinin 20.02.2014 yerine 20.02.2012 olarak; direnme kararının başlığında asıl dava tarihinin 25.03.2014 yerine 25.01.2016 olarak yazılması maddi hata kabul edilmiş ve işin esasına etkili görülmeyerek işaret edilmekle yetinilmiştir.
C. (2) numaralı uyuşmazlık yönünden yapılan inceleme:
35.Somut olayda davacı vekili birleşen 2014/562 E. sayılı davada 2014/26359 ve 2014/26362 takip numaralı ödeme emirlerinin iptalini talep etmiş olup uyuşmazlık konusunu oluşturan 2014/26362 takip numaralı ödeme emrinin 26.06.2014 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine dava, 03.07.2014 tarihinde harcı yatırılıp havale edilerek esasa kaydedilen dava dilekçesi ile açılmıştır.
36.Şu hâlde yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunu oluştan 2014/26362 takip numaralı ödeme emrinin de iptalinin talep edildiği birleşen 2014/562 E. sayılı dava 6183 sayılı Kanun'un 7061 sayılı Kanun ile değiştirilmesinden önceki 58/1. maddesinde öngörülen 7 günlük hak düşürücü süre içinde ikâme edilmiş olmakla Özel Daire bozma kararının yerinde olmadığı açıktır.
37.Hâl böyle olunca birleşen 2014/562 E. sayılı davaya ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
38.Ne var ki Özel Dairece bozma nedenine göre işin esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
39.Öte yandan dava tarihinin 03.07.2014 olmasına rağmen direnme karar başlığında tüm davaları kapsar biçimde 25.01.2016 tarihinin yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiş ve işin esasına etkili görülmeyerek işaret edilmekle yetinilmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1.Bir (1) numaralı uyuşmazlık yönünden davalı ... Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA (III-B),
2.İki (2) numaralı uyuşmazlık yönünden direnme uygun bulunduğundan davalı ... vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE (III-C),
15.12.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.