Esas No
E. 2021/10394
Karar No
K. 2022/13053
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2021/10394 E.  ,  2022/13053 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi No : Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar, davalı ... ve fer’i müdahil .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davacılar ve fer’i müdahil ...nin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın davacılar, davalı ... ve fer’i müdahil .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I- İSTEM:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde hizmetli olarak çalışan ...'in hastane asansörü içinde 14.10.2013 tarihinde kaza geçirerek hayatını kaybetmesi sonucu müvekkillerinin çocuklarının bulunmaması nedeniyle sigortalıyı evladı gibi bakıp büyüttüklerini gerekçe göstererek duydukları manevi kaybın tazmini için sigortalının ağabeyi ... için 200.000,00 TL ve ağabeyinin eşi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II- CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ..., ...'in çalışanı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III- MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:

İlk derece mahkemesince; “Davacı tanıkları, davacı ...'nin murisin tek erkek ... olduğunu, babalarının erken yaştan itibaren felçli olduğunu, davacı ...'nin bir baba gibi murisin ihtiyaçlarını karşıladığını, onunla ilgilendiğini, ayrıca davacının kendisinin de çocuğunun olmadığını, davacıya çocuğu gibi davrandığını beyan etmişlerdir. Davacı ...'nin ise davacı ...'nin ikinci eşi olduğu, evlilik tarihinin 2002 olduğu, murisle kan bağının olmadığı anlaşılmaktadır.

Şanlıurfa 1. İş Mahkemesinin 2014/61 E 2017/855 K sayılı dosya içeriği ve mevcut dosyanın birlikte değerlendirilmesi sonucunda, tanık beyanları, tarafların sosyo-ekonomik durumları, kusur oranları, meydana gelen kazadan dolayı davacıların duymuş olduğu elem ve ızdırap, ölüm olayı nazara alınarak, sonuçlanan dosyada murisin eşi ve kardeşleri hakkında hükmedilen manevi tazminat oranları ile orantılı olarak,

Kesinleşen dosyada 16/04/2017 tarihli rapordaki kusur oranları teyit edilmiştir.Hükme esas alınan raporda müteveffanın belirlenen kusur oranının %20 olduğu, davacı ...'in mütevefanın ... olduğu, babalarının felçli olduğundan, ölen ...'in ihtiyaçlarını karşıladığı ve yakından ilgilendiği de gözetilerek takdiren manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle “1-Davacı ... Dügerin manevi tazminat talebinin reddine,

2.Davacı ... ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 15.000,00.-TL manevi tazminat ve kaza tarihi olan 14/10/2013 tarihinden itibaren yasal faizinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,

3.Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

4.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. Maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden ve maktu vekalet ücretinin altında kalmamak üzere hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı kurum kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi gereğince reddedilen miktar üzerinden ve maktu vekalet ücretinin altında kalmamak ancak dava değerini aşmamak üzere hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 1.024,65 TL harç masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafından yapılan harçlar hariç toplam 2.246,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı nazara alınarak hesaplanan 112,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' şeklinde karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:

Bölge Adliye Mahkemesince “Mahkemenin kabulüne göre de davacı ... yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminat makul seviyede bulunarak, davacı ...'in manevi tazminat talep hakkının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi'nce yargılama giderlerinden davacının talep ettiği ve hüküm altına alınan miktarların nispetince taraflara yüklenmesi yerinde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle tehlikeli ve riskli asansörün bu şekilde çalışmasına müsaade edilmesi nedeniyle kazanın gerçekleşmesinde kusurlu bulunmasının yerinde görülerek bu durumu işverehe bildirdiğini ispat edemediği anlaşılmakla müdahil .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf itirazları yerinde değildir. a)Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davalı ...'nın asıl işveren olarak davacının hak kazandığı tazminattan sorumlu olduğu, dava dışı şirketler ile aralarında düzenlenen sözleşme hükümlerinin ancak açılması halinde dava dışı şirketler ile aralarındaki tazminat davasında tartışılabileceği ve İlk Derece Mahkemesi'nce hükme esas alınan 16.07.2019 tarihli iş güvenliği uzmanlarından müteşekkil bilirkişi heyetince verilen kusur raporunun oluşa ve dosya içeriğine uygun olduğu anlaşılmakla davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf itirazları yerinde değildir.

b)Mahkemece davalı ...'nın Harçlar Yasa’sının 13 maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeyerek davalı bakanlık aleyhine harç yükletilmesi hatalı olup kararın HMK'nun 353/1.b-2 hükmü gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.” Gerekçesiyle “1)Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar ve müdahil .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Davalı ... vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; a-Davacı ... Dügerin manevi tazminat talebinin reddine, b-Davacı ... ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 15.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/10/2013 tarihinden itibaren yasal faizinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,

c)Alınması gereken 1.024,65 TL harç, davacı taraftan başlangıçta peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça karşılanan toplam 1.024,65 TL harcın yargılama gideri mahiyetinde davalı ... harçtan muaf olduğundan feri müdahil .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacılara verilmesine, ç-Davacılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. Maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ve feri müdahilden alınarak davacılara verilmesine, d-Davalı ... ve Feri Müdahil kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, f-Davacılar tarafından yapılan harçlar hariç toplam 2.246,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı nazara alınarak hesaplanan 112,00 TL'sinin davalı ve dan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,

3.Alınması gereken 59,30 TL maktu istinaf harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 44,40 TL düşüldükten sonra bakiye 14,90 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, Alınması gereken 1.024,65 TL nispi istinaf harcından müdahil .... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından peşin yatırılan 300,90 TL düşüldükten sonra bakiye 723,75 TL harcın müdahil .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irat kaydına, Davalı ... harçtan muaf olduğundan istinaf harcı yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

4.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin çocuğu bulunmadığından, sigortalıyı çocuğu yerine kabul ettiğini, bu hususun dinlenen tanıklarla ispatlandığını, müteveffanın ölümünün çok feci şekilde olması, davalı kurumun resmi kurum olup diğer işverenlere göre iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda daha fazla ihtimam göstermesi gerekirken, göstermemesi, paranın satın alma gücü, ekonomik konjonktür gibi hususlar nazara alındığında, özellikle manevi tazminatın düşüklüğünün ayrı bir üzüntü kaynağı olmaması gerektiği hususları nazara alındığında davacı ağabey ... için hükmedilen 15.000 TL manevi tazminatın pek az olduğundan kararın bozulması gerektiğini, küçüklüğünden beri büyüttüğü ve evlatlık gibi kabul ettiği, eşinin oğlu gibi yetişmiş birinin ölümünün onu üzdüğünün kesin olduğu ve bu hususun tanık anlatımları çok açık ve net olduğu ve hayatın normal tecrübelerine göre de üzülmemesinin imkanı olmadığı, manevi olarak üzülmek kan bağı şartı aranmasının hayatın olağan akışına uymadığı, nazara alındığında bu müvekkil yönünden davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi bozmayı gerektirdiğini, manevi tazminat davasında kabul ve reddin hakim kararına bağlı olması nedeniyle yargılama giderinin pay edilmesi ve davalıya ret vekaleti ücretinin takdirinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle: müvekkilinin asıl işveren sıfatı olmadığını, aralarındaki sözleşme gereğince sorumluluğun ihbar olunan .... San. ve Tic. Ltd Şti’ne ait olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Fer’i müdahil ...vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesince aleyhlerine harç yüklenmesi ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: A) Davalı ... vekili ile Fer’i müdahil ... Şti hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hüküm yönünden iş bu fer’i müdahil vekili temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,

Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir.

Somut olay incelendiğinde, temyize konu 31.05.2021 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacı ...’nin manevi tazminat talebi reddolurken, davacı ... lehine 15.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, kararın davalı ... ve aleyhine hüküm tesis edilen Fer’i müdahil vekili tarafından temyize getirildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın, hükmün fer’ileri ile beraber kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükme yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

B) Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenleriyle kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.TBK 56.maddesinde “ Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir” hükmüne yer verilmiştir.

Manevi tazminat, manevi zararın giderim biçimidir. Herkese karşı korunan kişilik hakkının kapsamına giren değerlerden birinin ihlali hâlinde doğan mutlak bir haktır (...: Sözleşme Dışı Sorumluluk, C II, sh 102, ... 1993). Temelinde, karşı tarafın haksız eylemi yatmaktadır. Zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen bir eksilmedir. Tazminat bu eksilmeyi giderir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, C I, B. 6, ... 1998 (Kısaltılmış Genel), sh. 772). Tazminatın hareket noktası, “manevi zarar ve gerçekleşmesi” koşuludur (...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Uyarlı Tazminat Hukuku, 4. Baskı, sh. 1171, ..., Nisan 2014).

Manevi tazminat ediminin tespiti ve takdirinde yargıcın önemli bir takdir yetkisi vardır. Bu bağlamda her şeyden önce ihlalin türü, ağırlığı, zararın yoğunluğu ve süresi, kusurun ağırlığı önem taşır. Maddi tazminatın takdirine ilişkin kriterler ve indirim sebepleri manevi tazminatta da dikkate alınır (...: sh. 1191).

Öte yandan, mülga BK’nın 47. (TBK’nın 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun takdirde etkili olabileceği, 22.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Zarar görenin kişisel kusuru zarar verenden ağır veya ona denk olsa dahi manevi tazminatta indirim yapılarak hükmedilir (Eren, Fikret: sh. 789).

Somut olayda, sigortalının ağabeyi ...’nin sigortalı ... ...’in 14.10.2013 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle talep ettiği manevi tazminatın kısmen kabulü ile hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden verilen kararın benimsenen gerekçeye göre yerinde olmakla beraber; davacı ... yönünden ilk derece mahkemesi kararında belirtilen ve Bölge Adliye Mahkemesince de benimsenmediği açıkça belirtilmeyen gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde değil ise de; dosya kapsamında toplanan delillere sigortalı müteveffa ... ...’in davacı ... ve ...’nin 2002 yılındaki evliliğinden önce evlenmiş olduğu, bu yönüyle davacı ...’nin iddia ettiği gibi aynı ev içerisinde yaşadıkları, bakılıp büyütüldüğü ve evlendirildiğine ilişkin iddianın doğrulanmadığı gibi sigortalı ile ... arasında yakınlığının ve ölümü nedeniyle manevi kaybın ispat edilememesine göre bu gerekçeyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile oluşturulan gerekçeye itibarla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, anılan açıklamalar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370.maddesi hükmü gereğince Bölge Adliye Mahkemesi hükmü düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle

... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarih ve 2021/405 E- 2021/719 K sayılı kararının A) Gerekçe Kısmında “E” bendinin “1” nolu alt bendi olan “Davacıların istinaf itirazları yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde” başlığı altında yer alan 3. paragrafın silinerek yerine : Bu ilkeler gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kabulüne göre davacı ... yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın makul seviyede olduğu, dosya kapsamında toplanan delillere sigortalı müteveffa ... ...’in davacı ... ve ...’nin 2002 yılındaki evliliğinden önce evlenmiş olduğu, bu yönüyle davacı ...’nin iddia ettiği gibi aynı ev içerisinde yaşadıkları, bakılıp büyütüldüğü ve evlendirildiğine ilişkin iddianın doğrulanmadığı gibi müteveffa sigortalı ile ... arasında yakınlığının ve ölümü nedeniyle manevi kaybın ispat edilememesine göre TBK 56.maddesi kapsamında şartları oluşmayan davacı ...'in manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi uygun bulunmuştur” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına Bölge Adliye Mahkemesi Hükmünün HMK’nın 370 maddesi gereğince açıklanan nedenlerle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.