Esas No
E. 2022/1049
Karar No
K. 2022/9976
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/1049 E.  ,  2022/9976 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 30/06/2020 tarih, 2020/İHK-8811 sayılı kararın , süresi içinde davacı ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı vekili; davalı ... şirketi nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan aracın, polis memuru olan davacıya görevini yaptığı esnada çarpması sonucu 15/03/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını,maluliyeti nedeniyle sigorta şirketine yapılan tazminat başvurusunun sonuçsuz kaldığını beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 50.000 TL sürekli maluliyet tazminatı ve adli tıp rapor ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilirkişi raporu doğrultusunda talebini yükseltmiştir.

Davalı vekili; başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş maluliyet raporu ile sigorta şirketine başvurulmadığı gerekçesiyle, başvurunun dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince; davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına,başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 325.746 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 05/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiş,itiraz hakem heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Dava konusu kaza; olay tarihinde gece 03:40 civarında, davalıya sigortalı araç sürücüsü alkollü şekilde araç kullandığı sırada polis ekiplerinin kontrolünden kurtulmak için hızla kaçtığı sırada, polis ekiplerinin takibe başlaması üzerine gelen anons üzerine o sırada görevli olan polis memuru davacının, davalıya sigortalı araç sürücüsünü durdurmak için yola kapan atarak emniyet şeridine geçtiği sırada, arkasındaki polislerden kaçmak için zik zak çizerek kaçan davalıya sigortalı sürücü kapanı da farkedince direksiyonu sağa kırması ve aracın sağ ön (tampon ve far) ve ayna kısmıyla emniyet şeridinde bulunan davacı polis memuruna çarpması, çarpmanın etkisiyle davacının, davalıya sigortalı aracı takip eden ekip otosunun kaputunun üzerine düşüp sonra kenara savrulması şeklinde meydana gelmiştir.

Kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nun 52/1-a maddesinde düzenlenen kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken azaltmak kuralını ve KTK'nun 47/1-a maddesinde düzenlenen trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli ve işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine uymamak kuralını ihlal ettiği ve kusurlu olduğu, davacı yaya polis memuru ... ve ekip otosu sürücüsü...’ın Karayolları Trafik Yönetmeliği 141/4 maddesi gereği, sanık veya suçluları takip eden veya genel güvenlik ve asayiş için olay yerine giden zabıta araçları, ile Trafik güvenliğini koruma veya trafik kazasına el koyma amacıyla olay veya kaza yerine giden trafik hizmetlerine ait araçların yönetmelikte gösterilen kısıtlamalara ve yasaklara bağlı olmamaları sebebiyle kusurlarının bulunmadığı belirtilmiştir.

Kusur durumunun tespiti için soruşturma aşamasında yapılan keşif sonucu düzenlenen 12/04/2019 tarihli adli trafik kusur bilirkişi Uğur Kül’den alınan bilirkişi raporuna göre; kazanın meydana gelmesinde,davalıya sigortalı araç sürücüsünün, alkolün etkisi ile güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği, şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymadığı ve yine alkolün etkisi ile aracının tepe lambası açık şekilde emniyet şeridinde beklemekte olan davacıya çarptığı, kaçarken davacıya çarptığını anlamamış olabileceği, aracının sağ köşe kısımları ile çarpması sonucu yaya davacının dengesini kaybetmesine neden olduğu belirtilerek (KTK 52/1-a) kuralını ve (KTK 47/1-a) kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu;ekip otosonu kullanan sürücü...’ın: davacı yayanın çarpmanın etkisiyle savrularak aniden araç üzerine düşmesi nedeniyle yapabileceği bir manevra olmadığı,her ne kadar aracı kaçırmak istemişse de olayın içinde çarpmak zorunda kalması nedeniyle kusurunun bulunmadığı; davacı yaya polis memuru ...’ın; kapan attıktan sonra emniyet şeridine geçtiği sırada kazanın meydana gelmiş olması sebebiyle kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir.

Kusur durumunun tespiti için İtiraz Hakem Heyetince adli trafik kusur bilirkişi makine mühendisi Adnan Hocagil’den alınan 04/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda; KTT ve kaza krokisine göre ve davacının beyanına göre seçenekli olarak rapor düzenlenmiş. KTT ve kaza krokisine göre yapılan değerlendirmede; davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK 52/1a ve KTK 47 maddelerini ihlal ettiği için % 60 oranında, davacı ...’ın kaçma-kovalamaca olduğunu bildiği halde gerekli önlemleri almadığı ve kendi can güvenliği ve trafik güvenliğini tehlikeye attığı için %20 oranında, ekip otosu sürücüsünün doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlal ettiği için % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı ...’ın beyanına göre yapılan değerlendirmede; davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK 52/1a ve KTK 47 maddelerini ihlal ettiği için % 60 oranında, ekip otosu sürücüsünün doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlal ettiği için % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı ...’ın kapan attıktan sonra emniyet şeridine geçtiği sırada kazanın meydana gelmiş olması sebebiyle kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir. İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan aktüerya raporunda da davacı yayanın % 20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre karar verilmiştir.

BK.53. (TBK.74) maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.

HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır. Haksız fiilden dolayı sorumlu olabilmek için kusurun bulunması şarttır. Davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kollukta alınan ifadesinde; alkollü olarak araç kullanırken polis kontrolünden kurtulmak için görevli memurların uyarı ve ikazlarına uymayarak yolda zikzak çizerek kaçtığı sırada kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir.

Davacı ... da ifadesinde; kapanı attıktan sonra beklerken zik zak çizerek gelen davalıya sigortalı aracın üzerine doğru geldiğini, kaçmak için ayağa kalktığı sırada kendisine çarptığını beyan etmiştir.

Davalıya sigortalı araç sürücüsünün bu beyanları dikkate alındığında kazanın ani ve birden gelişen bir olay neticesinde gerçekleşmediği, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün istediği zaman durma imkanı olduğu, ani ve birden gelişen bir olay olmaması karşısında davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın gerçekleşmesini önleyebileceği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar kaza yeri krokisinde çarpma noktası yolun orta kısmına yakın olarak gösterilmişse de; olay sonrası tutulan tutanaklar, kriminal inceleme raporu ve yapılan incelemelere göre, davalıya sigortalı aracın davacı polis memuru tarafından atılan kapana takılarak tekerlerinin patlaması sonucu durduğu, aynı şekilde ekip otosunun da kapana takılarak durabildiği,; davacının kapanı çekebilmesi için mutlaka yol kenarında olması gerektiği, aksi halde kapanı harekete geçirmesinin mümkün olmadığı; davalıya sigortalı araçta meydana gelen hasarla, davacıdaki yaralanma noktaları karşılaştırıldığında çarpma noktalarının uyumlu olması karşısında, kazanın davacı emniyet şeridindeyken meydana geldiği, davacı polis memuruna ilk olarak davalıya sigortalı aracın çarptığı, çarpmanın etkisiyle savrulan davacının takip eden polis otosunun üzerine düştüğü anlaşılmakla meydana gelen kazada emniyet şeridi üzerinde bulunan ve görevini yapan davacı ...’ın kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.

Buna göre İtiraz Hakem Heyetince kusur konusunda tekrar rapor aldırılmasına gerek bulunmayıp dosya kapsamında bulunan delillere göre, kazanın meydana gelmesinde davacı polis memuru ...’ın kusurunun bulunmadığı kabul edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir

Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;

2.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3.Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin itirazı üzerine,İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile 325.746 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam ve nispi olarak 31.252,22 TL vekalet ücreti hükmedilmiştir. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 13. fıkrasına "(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.

İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalıya geri verilmesine 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.