Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/12710
Karar No
K. 2009/13915
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2009/12710 E.  ,  2009/13915 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2007 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastro müdürlüğünün 28.03.2007 tarihli işlemi ile 447 parsel sayılı taşınmazında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca düzeltme yapıldığını ve hatalı olan bu işlem ile taşınmazının yüzölçümünün küçültüldüğünü ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece teknik hatanın düzeltildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. 5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde; “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.

Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.

Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir.

41.madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.

Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.

Somut olayda, kadastro müdürlüğü 28.03.2007 tarihli işlemiyle 446, 447 ve 436 parsel sayılı taşınmazlardan 361 ve 362 nolu kırık noktaların hatalı tersim edildiği gerekçesiyle düzeltme yapılmıştır. Bu düzeltme işleminin 41. maddeye uygun olup olmadığını denetlemek için mahkemece taşınmazın orjinal ölçü değerleri de uygulanmak suretiyle iki harita mühendisi eşliğinde keşif yapılmış, bilirkişiler kadastro müdürlüğü işleminin ilk tesis kadastro ölçülerinin paftasına hatalı tersim edilmesi nedeniyle tersimat hatasının düzeltilmesine ilişkin olup yapılan düzeltmenin teknik olarak doğru olduğunu bildirmişlerdir. Ancak, bilirkişi raporu ile düzeltme işlemi sırasında düzenlenen teknik rapordaki düzeltmeye ilişkin alanların ve bunlara ilişkin rakamsal değerlerin farklı olduğu ve bilirkişi raporunun işlemin dayanağı olan teknik rapordaki düzeltme nedenlerini tam olarak açıklamadığı anlaşılmıştır. Raporlar arasındaki farklılık nedeniyle düzeltmenin doğruluğunun denetlenme olanağı da bulunamamıştır. Bu nedenle mahkemece yeniden taşınmaz başında keşif yapılarak, bilirkişilerden düzeltme işlemi kapsamındaki dava konusu 447 parsel sayılı taşınmaz ile bu taşınmazdaki tersimat hatasından etkilenen 436 ve 446 parsel sayılı taşınmazlardaki düzeltmenin dayanağı olan tersimat hatalarının ne şekilde olduğu ve miktarlarının açıkça gösterilmesinin istenmesi, işlemin dayanağı olan teknik raporu da denetlemeye elverişli rapor alınarak (HUMK.m.281) sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan tüm bu yönler üzerinde durulmadan denetime elverişli nitelikte olmayan yetersiz bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog