2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/25697 E. , 2014/536 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ümraniye 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :09.11.2012
NUMARASI :Esas no:2011/866 Karar no:2012/1177
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; lehine takdir edilen tazminatlar ile nafakaların miktarları ve müşterek konutun kısmi tahsisine ilişkin hüküm yönünden, davalı (koca) tarafından ise; kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve nafakalar ile kadın lehine verilen konutla ilgili tahsis kararı ve ihtiyati tedbir kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, nihai kararla verilen davalıya babasından intikal eden gayrimenkullerdeki taksim edilmemiş miras payı üzerine konulan ihtiyati tedbirin, kararda aksi belirtilmediğinden, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin yasa gereği (HMK.m.397/2) olmasına göre, davalının bu yöne ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, davacının da aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.
2.Mahkemece, boşanma kararı ile birlikte, Ümraniye'deki müşterek konutun "bir odası hariç davacıya ve çocuklarına tahsis edilmesine" karar verilmiştir.
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim Türk Medeni Kanununun 169'ncu maddesi çerçevesinde davanın devamı süresince barınmaya ilişkin önlem alabilir. Tarafların bu hususta bir anlaşması bulunmadıkça boşanma kararıyla birlikte ve boşanmadan sonra da devam edecek şekilde müşterek konutun bir bölümünün veya tamamının eşlerden birine tahsisine karar verilemez. Çünki boşanma kararı ile evlilik birliği sona ermektedir. Birliğin sona ermesiyle de bundan doğan eşlerin birbirine karşı olan yasal yükümlülükleri ortadan kalkmaktadır. Mahkemece, tahsisle ilgili kararın Yasanın 169'ncu maddesi çerçevesinde alınan bir tedbir niteliğinde olduğu belirtilmemiş, tahsisin boşanmadan sonra devam edeceği anlamını verecek tarzda hüküm kurulmuştur.
Bu şekilde hüküm kurulamayacağının nazara alınmaması doğru bulunmamıştır.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.