(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1785 E. , 2009/1192 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat .... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, iş bedeli ve kâr mahrumiyetinin tahsiliyle kesin teminat mektubunun iptâli (iadesi) istemleriyle açılmış, mahkemece iş bedeli isteminin kısmen kabulüne, kesin teminat mektubunun iptâline (iadesine), kâr mahrumiyeti isteminin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı yüklenici şirketin tüm, davalı iş sahibi Belediyenin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Mahkemece verilen kararların infazda tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık olması gerekir. Mahkeme kararında KDV miktarı gösterilmediği gibi, faizin başlangıç tarihi de belirtilmemiştir. Yapılan hesaplama sonucunda karar altına alınan miktara göre KDV 17.641,80 TL olarak bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde tarih göstermeksizin faiz isteminde bulunduğundan faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekir. Ayrıca davacı yüklenici şirketin fatura kesmek suretiyle KDV miktarını ödediğine ilişkin dosyada belge bulunmadığından, davacı tarafından henüz ödenmediği anlaşılan karar altına alınan KDV yönünden faiziyle tahsil kararı verilmesi doğru olmamıştır.
3.Asıl davanın reddedilen kısmı üzerinden, birleşen davanın tamamen reddedilmiş olması dikkate alınarak tamamı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanacak nisbi vekâlet ücretinin karar altına alınması gerekirken, her iki dosyada davalı yararına eksik vekâlet ücreti takdiri, ayrıca birleşen dosyada vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Kararın bu yönlerden bozulması gerekirse de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.