Aramaya Dön

(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2008/7260
Karar No
K. 2009/6490
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi         2008/7260 E.  ,  2009/6490 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, davalıya ödendiği ileri sürülen iş bedelinin iadesi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, 3.000,00 TL iş bedelinin ve 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Davalı ile davacı arasında yapılan “sözlü” sözleşme gereğince, davalı yüklenici tarafından 18 adet kron kaplama ve alt-üst hassas bağlantılı hareketli protez yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı iş sahibi, davalı yüklenici tarafından yapılan protezlerin kabul edilemeyecek derecede “ayıplı” olduğunu ileri sürerek, ödediğini bildirdiği 3.000,00 TL bedelin iadesini dava etmiştir. Borçlar Kanunu’nun 360/I. maddesi gereğince, yapılan şey, iş sahibinin kullanamayacağı ve nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, iş sahibi, o eseri yani yapılan şeyi kabulden kaçınabilir. Somut olayda da, mahkemece, uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılan inceleme sonucu, davalı tarafından yapılan protezin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olduğu ve davacının kabule zorlanamayacağı isabetli olarak kabul edilmiştir. Ancak, iş bedeli olarak ödenen miktar, yanlar arasında çekişmelidir. Davacı, 3.000,00 TL ödediğini ileri sürdüğü halde; davalı yüklenici 1.000,00 TL’nin ödendiğini savunmaktadır. HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince, iş bedelinin tutarının yasal ve yazılı delille kanıtlanması gerekir. Ancak, HUMK’nın 289. maddesi hükmü uyarınca, karşı tarafın açık onayının bulunması ya da aynı Kanunun 292. maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delile dayanılmış olması durumunda, iş bedelinin ödenen tutarının “tanık delili” ile kanıtlanması mümkün olabilir. Somut olayda ise, davalıya yapılan ödeme tutarının tanık delili ile kanıtlanabilmesi için davalının açık onayı bulunmadığı gibi, davacı tarafça da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delil sunulmamıştır. O halde, davacı, davalıya yaptığı ödemelerin tutarını yemin deliliyle kanıtlayabilir. Davacı da, dava dilekçesinde "yasal deliller" kapsamında "yemin" deliline dayanmış bulunduğundan, davalıya yaptığı ödemenin tutarının kanıtlanmasına yönelik olarak davalıya “yemin önerme” hakkının bulunduğu davacı tarafa hatırlatılarak, bu hakkın kullanılması ve yeminle ilgili yapılacak yargılama işlemi sonunda, davacının kabulünden fazla ödeme yapılmış olduğunun kanıtlanması durumunda, taleple bağlı kalınarak ödenmiş olduğu kanıtlanan bedelin; aksi halde ise, davalının kabul ettiği 1.000,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmelidir. Mahkemece, 3.000,00 TL’nin davalıya ödendiği yasal delillerle davacı tarafça kanıtlanmadığı halde, belirtilen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.

Diğer yandan, Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğince, davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp, ayrıca davacı tarafından, davalının borçlu temerrüdüne düşürülmesi gerekmektedir. Mahkemece, iş bedelinin davalıya ödendiği bildirilen tarihin 03.07.2004 olduğu kabul edilerek bu tarihten itibaren yasal faiz uygulanması doğru olmamıştır. Dava tarihinden önce davalı usulünce borçlu temerrüdüne düşürülmemişse, davası kabul edilen alacağa, dava tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanabilir.

Yanlar arasındaki sözleşmenin geriye etkili olarak feshi sonucunu doğuracak şekilde iş bedelinin davacıya iadesine karar verilmiş olduğu halde: mahkemece, sözleşme konusu protezlerin davalıya iadesine karar verilmemiş olması da, kabul şekli bakımından doğru değildir.

Davalı tarafından yapılan protezlerin mevcut olması durumunda Borçlar Kanunu’nun 61. ve izleyen maddeleri uyarınca davalıya iadesine, aksi halde ise hurda bedelinin belirlenerek davacıdan alınıp-davalıya verilmesi gerektiği hususu mahkemece gözetilmelidir. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog