Aramaya Dön

(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/5481
Karar No
K. 2009/6652
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi         2009/5481 E.  ,  2009/6652 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli ve davalı iş sahibinde kalan kalıp tahtalarının bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Dava, davalı tarafından tutulan kalıp tahtaları bedeli olarak 5.000,00 TL alacak ile 1.500,00 TL bakiye iş bedelinin davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır. Davalının inşaatının kalıp işinin yapılmasına ilişkin olarak yanlar arasında “sözlü” sözleşmenin yapılmış olduğu çekişmesizdir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.700,00 TL kalıp için kullanılan kereste bedeli ile 501,20 TL iş bedelinin davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen 2004/269 E. ve 2006/19 K. sayılı kararı Dairemizin 2006/3001 Esas ve 2007/3035 Karar sayılı ilâmı ile bozulmuş ve mahkemece bozma ilâmına uyulmuştur. Kural olarak, bozma ilâmına mahkemece uyulması halinde taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Usulü kazanılmış hak, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. Ancak, bozma kararına uyulmakla usulü kazanılmış hak olur ise de; maddi yanılgıya dayalı bozma kararlarına mahkemece uyulmuş olması ilgili taraf yararına kazanılmış hak doğurmaz. Davada kalıp olarak kullanılan kerestelerin davalı tarafından alıkonulduğu ileri sürülerek bedeli istenmiştir. Davacı, her ne kadar 24.12.2004 havale tarihli delil listesinde bazı koşullarla kalıpların aynen iadesi halinde davadan vazgeçeceğini bildirmiş ise de; bu yöndeki açıklama, HUMK’nın 83 ve izleyen maddeleri gereğince davanın ıslahı niteliğinde değildir.

Az yukarıda sayısı belirtilen bozma ilâmının ikinci bendinin birinci paragrafında; davacının isteyebileceği kalıp işçiliği bedelinin BK’nın 366. maddesi hükümlerine göre işin yapıldığı 2004 yılı mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerektiği açıklanmış ve mahkemece de belirtilen bozma nedenine göre bilirkişi incelemesi yaptırılmış; bilirkişi, BK’nın 366. maddesinde öngörülen yasal yönteme uygun şekilde düzenlemiş olduğu raporunda davacının hakettiği istenebilir iş bedelinin tamamının 2.775,60 TL olduğunu bildirmiştir.

28.02.2005 günlü bilirkişi raporunda da, 26.05.2008 günlü raporda da, kalıp olarak kullanılan kerestelerin yıpranmasının davalı kusurundan değil, davacı tarafından kullanılmış olmasından kaynaklandığı ve bedelinin 2.820,00 TL olduğu açıklanmıştır. O halde, davacı yüklenici davalıda kalan kalıp kerestelerinin bedeli olarak belirtilen miktarın tahsilini isteyebilir. 2.775,60 TL iş bedeli tutarına 2.820,00 TL kereste bedelinin eklenmesiyle davacının toplam alacağının 5.595,60 TL olduğu ortaya çıkmaktadır.

Davalı tarafından, davacıya ödendiği çekişmesiz olan 5.050,00 TL’nin mahsubu halinde de davacının istenebilir alacağı 545,60 TL olmaktadır. Mahkemece, belirtilen bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken; HUMK’nın 388-389. maddelerine aykırı ve infazında tereddüt doğuracak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Diğer yandan, bozulan önceki kararda mahkemece davası kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmış olmasına karşın, davacı tarafından karar temyiz edilmemekle davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu halde, 15.02.2004 tarihinden itibaren davası kabul edilen alacaklara yasal faiz uygulanması da kabul şekli bakımından doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 08.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog