Esas No
E. 2022/7734
Karar No
K. 2022/11719
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/7734 E.  ,  2022/11719 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresinin ve aylığın kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile istemine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin uyulan bozma ilâmı sonrasında, davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava dosyasından anlaşıldığı kadarıyla, davacının 22.03.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu...sigortalılığının başlatılarak, 30.11.2001 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığının bağlanmasından sonra, oda kaydındaki usulsüzlükler nedeni ile aylık şartlarının yitirilmesi üzerine iptal edildiği, ayrıca aralarında davacının da bulunduğu sanıklar hakkında oda kaydında yapılan sahtecilik nedeniyle nitelikli dolandırıcılık ve bu suça yardım suçlarından Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/65E sayılı dosyası ile dava açıldığı, Bismil ... yöneticileri ve üyelerinden oluşan 59 kişi hakkında resmi evrakta sahtekârlık suretiyle Kamu Kuruluşunu dolandırmak suçlarından Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve dolandırıcılık suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeni ile resmi belgede sahtecilik ve bu suça iştirak nedeni ile açılan davada da sanıkların ayrı ayrı beraatine dair karar verildiği ve bu kararların da zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddeleridir.

01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu...sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.

22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, ... Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ... Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan ... ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.

Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra...sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.

Eldeki davada ise, uyuşmazlığın çözümü açısından, ihtilaf konusu dönemde, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde zorunlu sigortalılık için, kendi nam ve hesabına çalışmanın yanında, “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi” olma, “... Siciline kayıtlı” bulunma veya “kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı” bulunma şartlarının gerçekleşmesi gerektiği gözetilerek, davacı yönünden anılan şartların varlığı irdelenerek, bu kapsamda, davacı hakkında bağ kura tescil tarihi öncesinde odaya aidat ödemelerinin ve başkaca kuruluş kaydının bulunup bulunmadığının ve kendi nam ve hesabına faaliyet gösterip göstermediğinin, aynı zamanda seyyar satıcılık nedeniyle vergiden muafiyet durumlarının tamamının ve sigortalılık şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunun irdelenmesi, devamında ise, davacının tahsis talep tarihi itibari ile aylıkta esas alınan...sigortalılığına ilişkin olmak üzere 1479 sayılı Yasanın 35. Maddesi hükmündeki prim borcunun varlığının irdelenmesi ile sonrasında, davacının sanık olarak yargılandığı davada verilen sahtecilik ile ilgili düşme kararının ve ceza dosyasındaki delillerin sosyal güvenlik ilkeleri gereğince hukuk hâkimi tarafından irdelenmesi gereği ile oda yöneticilerinin, davacı da dâhil bir kısım sigortalıların geçmişe yönelik sigortalılık kazanmasını sağlayan gerçeğe aykırı belge tanzim ettikleri konusundaki maddi olgunun varlığı halinde, ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olacağı hususunun dikkate alınması ile iptal edilen başkaca sigortalılık olup olmadığının belirlenmesi, davacı hakkında hayali prim yüklemesi iddiası nedeniyle bu yönden de inceleme yapılarak, tahsise esas sigortalılık süresinin karar yerinde gösterilmesi ile davacının tahsis koşullarına sahip olup olmadığının irdelenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 04.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.