10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/9668 E. , 2022/13588 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işverene ait 2.23180 555 0818.06 sicil numaralı iş yerinde 01/03/1990 tarihinde bir süre işçi olarak sigorta sicil numarası ile çalışmış olmasına karşın bu hizmetlerinin davalı ... ya tescil edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sundukları sigorta işe giriş bildirgesinde adı geçen şahsın müvekkili olup, adı geçen (... San. Tic. A.Ş.) iş yerinde çalıştığını, davalı kuruma yönelik müvekkilinin tescil ve hizmet tespit taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı sigortalama ve teftiş görevini ihmal ettiğini, müvekkilimin kızlık soyadı "Şahin" olduğunu, müvekkilinin halen aynı sigorta sicil numarasını kullandığını, kuruma yaptıkları işe giriş bildirgesine istinaden sigortalılık başlangıç tarihinin resen düzeltilmesi taleplerinin ise davalı kurumun 13/02/2019 tarihli yazıyla reddedildiğini belirterek davacı müvekkilinin ... unvanlı iş yerinde 01/03/1990 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücret karşılığı iş akdine dayalı olarak işçi sıfatı ile çalıştığının ve 506 Sayılı Yasa 60/G maddesi gereğince 18 yaşını doldurduğu, 02/12/1994 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun ve bu tarihten önceki çalışma süresinin pirim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, aksine kurum işleminin iptaline,karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle süre yönünden reddine, davanın, tespiti istenen en son tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, husumet itirazında da bulunduklarını, davanın niteliği itibarıyla bir hizmet tespiti davası olup, davada işverenin de davalı gösterilmesi gerektiğini, davanın kabulü halinde davacının dava dışı işverenin işyerinde sigortalı olarak fiilen çalıştığı tespit edilecek olup, bu karardan işverenin de etkileneceğini, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek olan tanıkların tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olmalı veya işyerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesi gerektiğini, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesi gerektiğini, kurumun feri müdahil olarak davaya devamı ile, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI “Davanın kabulü ile ;
Davacının, dava dışı 55508.20 sicil numaralı ... San Tic AŞ isimli dava dışı işyerinde 01/03/1990 tarihinde 1 gün süreyle hizmet sözleşmesine tabi çalıştığının tespiti ile, 18 yaşını doldurduğu tarih olan 02/12/1994 tarihinin, davacının sigortalık başlangıç tarihi olarak tespitine” karar verilmiştir.
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddinin gerektiğini, davaya davacının çalıştığını iddia ettiği işverenin de dahil olması gerektiğini, davacının bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili kurumun feri müdahil sıfatında olması gerektiğini ve aleyhine hüküm kurulamayacağını, mahkemece hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde tanık dinlememiş ancak tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurmuş olduğunu, hatalı ve eksik inceleme neticesinde davanın kabulüne karar verilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “...Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde, davacının davalı işyerinde getirdiği faaliyetin "el halıcılığı dokuma işi" niteliğinde olduğu bizzat dava dilekçesi ekinde delil olarak sunulan "6 adet fotoğraf" ve yargılama sırasında 19.11.2019 tarihli oturumda davacı tanığı olarak dinlenen F.Y. beyanıyla sabittir. Özellikle delil olarak dosyaya sunulan tüm fotoğraflardan davacının faaliyetinin "el halıcılığı dokuma işi" olduğu tereddütsüz ortadadır. ...” gerekçesiyle davalı kurum istinafı yerinde bulunmakla,
HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili,davacının dava dışı iş yerinde çaycı ve temizlik işinde çalıştığını,halı dokuma işinde çalışmadığını,bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu belirterek Bölge Adliye Mhkemesi kararının temyizen bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın Yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 3. maddesinin II numaralı fıkrasına, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen (D) bendinde “El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler.” düzenlemesine yer verilmiş, sonrasında 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 57. maddesiyle söz konusu bent ilga edilmiş olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir Yasal düzenleme bulunmadığından, şu durumda 09.07.1987 – 05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği belirgindir.
Davacının, dava dışı ... San.Tic.A.Ş’ye ait işyerinde 01/03/1990 tarihinde 1 gün çalıştığının,18 yaşını doldurduğu 02.12.1994 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespitini istediği eldeki davada, dava dışı şirkete ait 508 sicil sayılı işyerinde 01/03/1990 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, işyerinin 01/02/1990 tarihinde kanun kapsamına alındığı, işyeri mahiyetinin “halı imali” olduğu, yargılamada dinlenen bir kısım tanıkların davacının işyerinde halı dokuma işi yaptığını, bir kısım tanıklar ise davacının halı açıcısı olduğunu çay getirip götürdüğünü temizlik yaptığını, halı satıcısı olduğunu, bir kısım tanıklar ise çay kahve servisi getir götür işleri gibi işler yaptığı şeklinde birbirinden farklı şekilde beyanda bulundukları, bu beyanlara rağmen Mahkemece,yaşı küçük olduğundan ara eleman olarak çaycılık ve halı açıcılığı, temizlik gibi işleri yaptığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise, davacının davalı işyerinde getirdiği faaliyetin "el halıcılığı dokuma işi" niteliğinde olduğu bizzat dava dilekçesi ekinde delil olarak sunulan "6 adet fotoğraf" ve yargılama sırasında 19.11.2019 tarihli oturumda davacı tanığı olarak dinlenen ... ...’nın beyanını değerlendirmek suretiyle davacının davalı işyerinde "el halıcılığı dokuma işi" yaptığı kanaatine varılarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmişse de, verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.
Evveliyatla Mahkemece,davacının,iş yerinin turistlere halı satmak amacıyla kurulmuş halı, kilim, turistik eşya satan bir işyeri olduğu ve kendisinin de bu işyerinde çaycı, temizlik elemanı ve halı açıcı olarak çalıştığı iddiası ve bir kısım tanık beyanlarının bu yönde olması karşısında,iş yerinde tam olarak ne iş yapıldığı, davacının iş yerinde ne iş yaptığı tereddütsüz ve kesin şekilde ortaya konulmalı, iş yerinde el halıcılığı dokuma işi yapıldığının belirlenmesi halinde mevcut kararın verilmesi,aksi halde davanın esası yönünde yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekmektedir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.