Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2012/820 E. , 2013/321 K.KAMBİYO SENEDİNE ÖZGÜ TAKİPTE ZAMANAŞIMI İTİRAZI
TAKİP ÖNCESİ ZAMANAŞIMI İTİRAZI
TAKİP SONRASI ZAMANAŞIMI İTİRAZI
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 76
İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 168
İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 170
TEBLİGAT KANUNU (7201) Madde 32
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 662
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Asıl dava şikâyet yolu ile tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve haciz işlemlerinin iptali, birleşen dava da şikâyet yolu zamanaşımının dolmuş olması sebebiyle takibin iptali ve icranın geri bırakılmasını isteklerine ilişkindir.
Şikâyetçi vekili, asıl dava ile müvekkili aleyhine İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3469 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkiline usule uygun bir tebligat yapılmadığını, takip kesinleşmeden haciz işlemleri yapıldığı sırada müvekkilinin takibe muttali olduğunu ileri sürerek 04.03.2011 tarihinin tebliğ tarihi olarak belirlenmesini ve takip kesinleşmeden yapılan tüm haciz işlemlerinin iptali ile müvekkili aleyhine yapılan haciz işlemleri nedeniyle dosyaya girmesi muhtemel meblağların dava sonuna kadar tedbiren alacaklıya ödenmemesini, birleşen dava ile de bonoya dayalı olarak başlatılan takibin, müvekkili açısından,
TTK 661 maddesi gereğince 3 yıllık zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle iptalini ve icranın geri bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Yerel Mahkemece, asıl davadaki şikâyetin kabulü ile T.K.nun 32 maddesi gereğince usulsüz tebligatın iptali ile 04.03.2011 tarihinin tebliğ tarihi sayılmasına, davacı hakkında gerçekleşen hacizlerin ortadan kaldırılmasına, birleşen davadaki şikâyet ise zamanaşımı itirazı ile ilgili olarak takibin şikâyetçi yönünden henüz kesinleşmediği, kesinleşmeyen bu takipte takip içi zamanaşımının şartlarının tahakkuk ettiğinden bahsetmenin hukuken ve eylemli olarak mümkün olmadığı belirtilerek zamanaşımı itirazı incelenmeksizin ret kararı vermiştir. Davacı(şikâyetçi) vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Yerel Mahkemece, birleşen dava yönünden önceki gerekçeler genişletilerek ve zamanaşımı itirazının takipten sonrasına ilişkin olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı(şikâyetçi) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacı(şikâyetçi) borçlu tarafından yapılan zamanaşımı itirazının İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca takip öncesi zamanaşımı itirazı olarak mı, yoksa takipten sonraki işlemsizlik nedeni ile zamanaşımı itirazı olarak mı, kabul edileceği buradan varılacak sonuca göre itirazın esasının incelenmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Bilindiği üzere; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bonoya ilişkin zamanaşımı bonodan doğan alacak hakkı borçluya karşı vadeden başlayarak 3 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar.(6762 sayılı TTK 661.maddesi)
İcra aşamasında zamanaşımına ilişkin defi ise iki şekilde ileri sürülmektedir; birincisi takibin kesinleşmesinden önceki devrede gerçekleşen zamanaşımı defi, diğeri ise, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede gerçekleşen zamanaşımı defidir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte takibin kesinleşmesinden önceki zamanaşımı defi İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca yasal 5 günlük şikâyet süresinde ileri sürülmesi gerekir. Takipten sonraki zamanaşımı defi ise İİK'nun 170/b maddesi yollaması ile aynı kanunun 71 ve 33/a maddesi uyarınca süresiz olarak ileri sürebilir.
Somut olayda alacaklı takibe 02.03.2007 tarihinde başlamıştır. 6762 sayılı TTK'nun 662. maddesi uyarınca takip açılmış olmakla bonoya ilişkin olarak zamanaşımı süresi kesilmiştir. 02.03.2007 tarihinde kesilen zamanaşımı süresi bu tarih itibarı ile yeniden işlemeye başlar. Borçluya ödeme emri 04.03.2011 tarihinde tebliğ edildiği için bu tarih itibariyle (tebliğ işlemi takip işlemi olduğundan) yeniden kesilmiş olur. Takibin kesinleşmesi ise ödeme emrinin tebliği ile 04.03.2011 tarihinde olmuştur. Mahkemece, bu iki tarih arasında zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmemiştir. Bu durumda, borçlunun 08.03.2011 tarihli dilekçesindeki itirazının,
İİK'nun 168/5 maddesi uyarınca takip öncesi zamanaşımı defi olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekir. Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.