7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2021/7034 E. , 2022/7560 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.03.2018 tarihinde verilen dilekçeyle satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.01.2021 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, terditli olarak açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ... 21. Noterliğinin 10 Mart 2008 tarih ve 10276 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi imzalandığını ve davacıya 7 numaralı bağımsız bölümün kaba inşaat halinde fiilen teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmede belirtilen bedelin tamamını ödediğini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, tapunun kendisine verileceği inancıyla kaba inşaat olarak satın aldığı dairenin içindeki elektrik, su, doğalgaz tüm tesisatlar ile mutfak parke tüm imalatı yaptığını ancak halen tapu devrinin yapılmadığını beyanla dava konusu 297 parsel sayılı taşınmazın 117/19480 hissesine tekabül eden 7 numaralı dairenin tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibariyle belirlenecek değerinin işlemiş ve yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın borcunu ifa etmediğini, borcunu yerine getirmediğini, her ne kadar davacı yükümlülüklerini yerine getirdiğini iddia etmekte ise de, bedeli ödediğine dair herhangi bir yazılı delil ve banka dekontunu mahkeme dosyasına ibraz etmediğini beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 23. Asliye Mahkemesi'nin 20/01/2021 tarih ve 2018/104 Esas, 2021/44 sayılı Kararının kaldırılmasına, terditli olarak açılan davanın kısmen kabulü ile 117.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu 10.03.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesinde 50.000,00 TL bedel karşılığında taşınmazın satışının vaad edildiği, 30.000,00 TL'nin sözleşme anında nakden ödendiği, kalan 20.000,00 TL'nin ödenmesi amacıyla 10 adet senet verildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf senetlerin ödendiği iddiasında iken, davalı taraf senetlerin ödenmediği savunmasında bulunmuştur. Uyuşmazlık satış vaadi sözleşmesinde nakden ödenen 30.000,00 TL dışındaki bakiye 20.000,00 TL bedelin ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesindeki “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını düzenlemede dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190/1. maddesi ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde düzenleme getirmiştir. Anılan hükümlerde ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf iddasını ispatla yükümlüdür. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki somut vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak Kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, Kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. Davaya konu satış vaadi sözleşmesi yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun olarak noterde düzenlenmiştir. Sözleşmede nakden ödenmesi kararlaştırılan kısım dışında kalan 20.000,00 TL satış bedelinin ödenip ödenmediğinin kambiyo hukukunun kendisine özgü koşulları içerisinde değerlendirilip saptanması gerekir. Satışı vaad edilen taşınmazla ilgili bakiye bedelin ödenmediği hususu, ispat külfeti kendisine düşen davalı tarafça senetler ibraz edilerek ispat edilebilmiş değildir., Satış vadi sözleşmesinde nakden ödenen kısım dışında kalan borç için 10 adet senet verilmiş olduğu tarafların kabulündedir. Davalı tarafça ödenmediği savunulan senetlerin dosyaya ibrazı edilemediği, dolayısıyla senetlerin ödenmediği hususunun ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacı tarafça borcun ödenmiş olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken ispat yükü tersine çevrilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın davacıya iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 07.12.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyoruz.