10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/10669 E. , 2022/13306 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I- İSTEM
Davacı vekilinin 25/10/2019 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ev hizmeti kapsamında ev olan işyerinde 10/08/2017 tarihinde işe başladığını ve sigorta girişi yapıldığını, sigorta primlerinin 10/08/2018 tarihine kadar tam olarak ödendiğini, 10/08/2018 tarihinden 10/05/2019 tarihine kadar ise primlerin ödenmediğini, müvekkilinin bu durumu o ay fark edince davalıdan bedelini alabilirim inancı ile isteğe bağlı başvurusu yaptığını ancak davalının bu bedelleride ödemediğini, bu tarihten sonra müvekkilinin işten çıkış tarihi olan 30/08/2019 tarihine kadar hiçbir sigorta primi ödemesi yapılmadığını, kısacası davalının müvekkilini çalıştırdığı 10/08/2018-30/08/2019 arası primlerini ödemediğini, bu durumun müvekkilinin vatandaşlık işlerini gecikmeye uğrattığını, müvekkilinin defalarca sigortasının ödenmesini istediği halde ne ...'ya ne de müvekkiline primi yatırması için herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin işe başlama tarihinden itibaren kanunda belirtilen bütün çalışma ve özen yükümlülüklerine uyduğunu, üzerine düşen görevlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, buna rağmen sigorta primlerinin ödenmemiş olmasının hem müvekkili açısından büyük sıkıntılara neden olduğunu, müvekkilinin vatandaşlık alması sürecini dahi ileri tarihlere attığını, bu nedenle müvekkilinin 10/09/2018 tarihinden 30/08/2019 tarihine kadar prime esas olacak şekilde tam ve sürekli çalışma yaptığının tespiti amacı ile iş bu davayı açmak zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkilinin 10/08/2018 tarihinden 30/08/2019 tarihine kadar prime esas olacak şekilde tam ve sürekli çalışma yaptığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP
Feri Müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davasının açılabilmesi için hizmet akdinin bulunması, sigortalı kişilerden olabilmek, çalışılan işyerinin 506 sayılı kanun(sosyal sigortalar kanunu) veya 5510 sayılı kanun(sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu) kapsamında olması, uzun vadeli sigorta türleri için davanın açılmış olması, işverenin işçinin işe başladığına dair belgeleri kuruma vermemiş olması, sigortasız hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açması ve tespiti istenen sürenin başka işyerinde geçen çalışma süresi ile çakışmaması gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davada hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın usulden reddi gerektiği kanaatinde olduklarını,haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini,davacının kurumlarında mevcut şahsi sicil dosyasının incelenmesinde, davalı işyerinde, hizmet döküm belgesinde de görüleceği üzere çalıştığı tarihler belirtilmiş olduğunu, iddia ettiği dönemde herhangi bir kaydı bulunmadığını,davacının belirttiği dönemlerde 506 sayılı yasanın 2. ve 6. maddeleri anlamında fiili, sigortalı olarak adlandırılabilecek çalışmaları bulunduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, 506 sayılı yasaya dayanılarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden aşağıdaki hususların resen araştırılması gerektiğini,1-öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği ya da sigortalının çalışmalarının kurumca tespit edilip edilmediği araştırılmalıdır.2-davacının kurumumuzdaki şahsi sicil dosyası, hizmet cetveli ve işyeri teftiş raporlarının celbi,3-davacının işyerindeki şahsi sicil dosyası, ücret bordroları ve muhtasar beyannamelerin celbi,4-çalışma konusu, işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırılığı hakkında,a)tanık beyanlarının, işyeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi,b) çalıştığı iddia edilen işyerindeki bordrolarda adı geçen görevli personel ile birlike, bu iş yerine en yakın işyerinden bu iş yerini bilen ve tanıyan şahıslarda dinlenilmesi suretiyle tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi, konularında yapılacak inceleme ve araştırma il belirlenmesinden sonra, ücret konusunda tespiti istenilen sürenin evveline ve sonrasında beyyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair nitelikte belge yok ise hmk kapsamında yazılı sınırları aşan tavan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması, bu sınırlar altında kalan iddialarda ise ücret miktarlarının tespitinde tanık ifadesine başvurulaması gerektiğini,ayrıca, kabul etmemekle birlikte, davacının iddialarının kabul edilmesi halinde dahi, davanın ispatı için yeterli olmayıp, şüpheye yer vermeyecek, her iki taraf için de telafisi imkansız zararlara yol açmayacak şekilde, hukuka uygun olan kesin ve net delillerle tespit yapılması gerektiğini,öncelikle beyan dilekçelerinin kabulüne, yukarıda açıklanan ve yargılama esnasında ortaya çıkacak nedenlerle bu haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, mahkemen aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, yargılama ücreti ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde; müvekkili ... yanında ev hizmeti vermek suretiyle çalıştığını, müvekkilinin 10.08.2017-10.08.2018 tarihlerinde sigorta primlerini ödediğini ve bu tarihten sonra doğan bir kısım sigorta primlerinin ödenmediğini iddia ettiğini, Bu iddianın gerçeğe bütünüyle aykırı olduğunu, ... hizmet dökümü ve şirket ünvan dökümü incelendiğinde davacının müvekkilim yanında değil 32452226950 sicil numaralı, ... ünvanlı kişi yanında çalıştığı açık bir şekilde anlaşılacağını, Mahkemenizce verilen tensip ara kararında davacıdan ev hizmetinin görüldüğü adres bilgileri talep edildiğini, Akabinde davacı vekili, davacı yanın hizmet verdiği adres olarak Yeni Karaman Mah.
5.Günaydın Sok. No:12/4 Osmangazi/... adresini beyan ettiğini, Beyan edilen bu adres müvekkilinin ikamet ettiği bir adres olmadığını, İş bu adres yukarıda ismini belirtmiş oldukları ve davacı tarafın yanında sigortalı olarak çalışmış olduğu ...'na ait adres olduğunu, davacı yan ile müvekkili arasında iddia edilen tarihler içerisinde hiçbir şekilde işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan bir sözleşme akdedilmediğini, İş bu davanın müvekkiline yöneltilmiş olması iyi niyet barındırmadığını, Dolayısıyla davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın sigortalı olarak 10.08.2017- 10.08.2018 tarihleri arasında çalışmış olduğu kişi ... olduğunu, ... isimli şahıs ise müvekkilinin babası olduğunu,Davacı tarafın yukarıda belirtilen tarihler arasında ...'nun rahatsızlığı sebebiyle bakıcılık görevinde bulunmak suretiyle hizmet verdiğini, Bu hizmeti 10.08.2018 tarihinde davacı tarafın çalışma izninin sona ermiş olması sebebiyle sonlandığını, Davacı tarafın yabancı uyruklu olması sebebiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'indeki çalışmaları ilgili bakanlıkça verilen izne tabi olduğunu,Davacı yanın ... kayıtlarında gösterilen çalışması dışında ... nezdinde bir çalışması söz konusu olmadığını, Kaldı ki davacı dava dilekçesinde ... yanındaki çalışmasının sonlanma tarihi olan 10.08.2018 tarihi sonrasında isteğe bağlı sigorta başvurusunda bulunduğunu beyan etmiş olmak ile 10.08.2018 tarihi sonrasında herhangi bir çalışmasının bulunmadığını zımnen ikrar ettiğini, Davacı tarafın açtığı haksız, yersiz ve mesnetsiz davanın tümüyle reddine,yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve tarafımız için vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece Davanın kabulü ile; davacının 11/08/2018-30/08/2019 tarihleri arasında davalının ev işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı yanında değil davacının babası olan ...'nun yanında çalıştığını, defalarca ilgili makamlardan davacının çalışma izni olup olmadığının sorulmasını istemelerine rağmen taleplerinin yerine getirilmediğini, davacının ... kayıtlarında gösterilen dışında davalının babası ... nezdinde çalışması olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde ... yanındaki çalışmasının sonlanma tarihi olan 10/08/2018 tarihi sonrasında isteğe bağlı sigorta başvurusunda bulunduğunu beyan eden davacının bu tarih sonrası herhangi bir çalışması bulunmadığını zımnen ikrar etmiş olduğunu, tanık beyanlarının hiçbirinde davalının işveren veyahut işveren vekili olduğu yönünde ifade bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Feri müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde özetle; davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ile feri müdahil Kurumun istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararı temyiz etmiştir. Feri müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararı temyiz etmiştir. V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Bir davada taraf ehliyeti medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (HMK m.50). Medeni haklardan yararlanma, yani hak ehliyeti tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam eder (TMK m.28). Bu nedenle HMK’da taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği; bununla beraber hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği öngörülmüştür (HMK m.55; HUMK m.41). Ne var ki, Kanun’da ölü kişiye karşı dava açılması hâlinde nasıl davranılacağı gösterilmemiştir.
Kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmamaktadır. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması durumunda davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Esasen dava açarken davacıdan davalının bu ehliyet durumunu araştırması beklenir. Ne var ki davacının, davalının ölü olduğunu bilmemesi kimi zaman hataya dayalı olabilir. Nitekim HMK’nın 124’üncü maddesinde; “ Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak, yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” (HMK m.30) ile bağdaşmaz.
Dosyanın incelenmesinde, davacının dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında, kendisinin ... ...’nun vefat ettiği tarihe kadar bakıcılık ve ev hizmetlerinde çalıştığını belirtmiş olması ve işveren ... ... tarafından ev hizmeti kapsamında ev işyerinden 10/08/2017-10/08/2018 tarihleri arasında bildirimlerin yapılması karşısında, işverenin davalının babası ... olduğu, ... ...’nun davanın açılmasından önce 25/08/2019 tarihinde vefat ettiği, davacı tarafından 25/10/2019 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ... ...’nun mirasçıları aleyhine husumet yöneltilerek davaya devam edilmesinin usul ekonomisi ve HMK 124. maddesi kapsamında mümkün olduğu gözetilerek huzurlarında davanın görülmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı ve feri müdahil kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.