12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/22660 E. , 2014/30044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2014
NUMARASI : 2013/1320-2014/441
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 6100 Sayılı HMK'nun 294. maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Aynı Kanunun 297/2. maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yine aynı Kanunun 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141.maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, re'sen gözetilmesi yasa ile hakime yüklenmiş bir görevdir.
Somut olayda; genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, borçlu şirketin borca itirazı üzerine icra takibi İİK’nun 66. maddesi uyarınca durmuş, alacaklı tarafça itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurulmuş, mahkemece, istemin reddine karar verilmiş; karar Dairemizin 22.11.2012 tarih, 2012/16887 E. ve 2012/34484 K. Sayılı kararı ile “…Takip dayanağı 21.10.2008 tarihli yazıda belirtilen hak edişin kesin nitelikte olup olmadığı, tutanaklar altında imzası olanların sözleşmeye göre yetkili bulunup bulunmadıkları araştırılıp gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Diğer taraftan,
İİK'nun 68/son maddesinin ilk cümlesine göre itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkum edilir. İcra mahkemesince alacaklının itirazın kaldırılması istemi takibe dayanak belgenin İİK'nun 68/1.maddesinde belirtilen belge niteliğinde olmadığı ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden bahisle işin esası incelenmeksizin reddedildiği halde borçlu yararına tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.” denilerek bozulmuştur. 21.01.2014 tarihli oturumda Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu kez mahkemece işbu temyiz incelemesine konu dosyada yüze karşı verilen kısa kararda, “ Açılan davanın reddine, %20 inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar verilmesine karşın; gerekçeli kararda “ Açılan davanın reddine” karar verilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiştir.
10.4.1992 tarih ve 1991/7 E.-1992/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, bu durumda mahkemece, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da belirtildiği gibi, bozmadan önce verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde ve bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğu da göz önünde bulundurularak yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. mesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.