Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2012/1337 E. , 2013/418 K.KISMİ DAVADA GÖREVLİ MAHKEME HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 8
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı pirim alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, dava değeri itibariyle Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Daire’ce yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; göreve ilişkin olup, dava dilekçesine fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına rağmen, fazlaya ilişkin miktarın açıklanmaması nedeniyle davaya bakmakla Sulh Hukuk Mahkemesinin mi, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’un 8.maddesi uyarınca sulh mahkemesi; iflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beşmilyar (dava tarihi itibariyle 7.080,00) lirayı geçmeyen davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda da; davacı tarafından asıl alacak miktarının 1.741,50 TL olduğu belirtilerek eldeki dava açılmış olup, yargılamanın hiçbir aşamasında davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilenden fazla bir alacak bulunduğu açıklanmadığı gibi tam tersine davaya konu alacağının dayanağı sigorta poliçelerindeki pirim tutarlarının mahkemenin görev sınırının altında olduğu davacı tarafından mahkemeye bildirildiği gibi, temyiz dilekçesinde fazlaya ilişkin bir hakkın bulunduğunu ileri sürmemiş, poliçe pirim tutarının da sulh hukuk mahkemesinin görev sınırları içinde olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, davaya konu alacak miktarının sulh hukuk mahkemesinin görev sınırında olduğu hususunda eldeki dava yönünden hiçbir tereddüt bulunmadığından yerel mahkemenin direnme kararı yerinde değildir. O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.