12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/24567 E. , 2014/30721 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2011/1235-2014/378
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda senetteki imzasına itiraz ettiği, mahkemece yapılan inceleme sonucunda imzaya itirazın kabulü ile takibin davacı yönünden durdurulmasına ve alacaklı aleyhine asıl alacak üzerinden tazminat ve para cezasına hükmedildiği görülmektedir.
Takibe konu senedin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 688/6. maddesinde; bonoda tanzim yerinin yazılı olması gerektiği, aynı kanunun 689/son maddesinde ise; tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun tanzim edenin adı ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır (6102 Sayılı TTK'nun 776/1-f ve 777/3.maddesi). Hukuk Genel Kurulu'nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir.
Somut olayda, takibe konu 04.01.2011 tanzim ve 25.07.2011 vadeli bonoda tanzim yeri bulunmamaktadır. Bu durumda takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfını taşımadığından icra mahkemesince öncelikle İİK.nun 170/a maddesi gereğince re’sen takibin iptaline karar vermek gerekirken imzaya itirazın esasının incelenmesi doğru değil ise de mahkemece itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiğinden ve temyize gelen alacaklı aleyhine bozma yapılamayacağından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak, yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında takibin iptali kararının yasal dayanağı İİK.nun 170/a maddesi olup bu maddede tazminat ve para cezası öngörülmediğinden, alacaklının tazminat ve para cezasıyla sorumlu tutulması isabetsizdir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.