Esas No
E. 2022/13724
Karar No
K. 2022/16368
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/13724 E.  ,  2022/16368 K.

"İçtihat Metni"Bölge Adliye

Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

No :

Dava, ... sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM:

Davacı vekili, davacının ... tescil ve hizmet süresinin vergi mükellefiyet tarihleri olan 21/02/1992 ile 30/06/1992 tarihlerine göre düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II-CEVAP: Davalı Kurum vekili, Kurum işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece “1-Davanın kabulüne;

2.Davacının ... sigortalılığının başlangıcının vergi mükellefiyet başlangıç tarihi olan 21/02/1992 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğinin tespit ve tesciline,” dair karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle, istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davalı vekili, kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

1.Dava, ... sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 11.11.1998 tarihli isteğe bağlı ... a giriş bildirgesinin bulunduğu, tescilinin aynı tarihte isteğe bağlı olarak gerçekleştirildiği ve 29.12.1998 tarihinde ilk prim ödemesinin bu isteğe bağlı sigortalılık için ödendiği, mahkemece isteğe bağlı ... a giriş bildirgesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hükmün yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmıştır. 1479 sayılı Yasa’nın Geçici 18. maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir. 4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20/04/1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22/03/1985 tarihinden itibaren de vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler.

Aynı şekilde, 5510 sayılı Kanunun geçici 8. maddesine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 01.10.2008 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş; aynı maddede, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmak şartıyla, 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara, 04.10.2000-01.10.2008 tarihleri arasında vergiye kayıtlı oldukları süreyi borçlanma imkanı getirmiştir.

Geçici 8. maddesinde belirtilen "yazılı başvuru" şartı, şekil şartı olmayıp; sigortalının, 01.10.2008 tarihi öncesi döneme ilişkin vergiye kayıtlı olduğu süreyi, yasada belirtilen 6 aylık sürede, Kurum'a başvurarak veya borçlanmaya ilişkin prim ödeyerek, borçlanma iradesini ortaya koyması, yasadan yararlanmak için yeterli sayılmalıdır. Anılan yasada belirtilen 6 aylık sürenin geçmesinden sonra, 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin sürenin, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar mahkemece kabul kararı verilmiş ise de, davacının 1479 sayılı Yasa’nın Geçici 18. maddesinde belirtilen zorunlu sigortalılık kapsamında 02.08.2003 tarihine kadar kuruma intikal etmiş bir ...' a giriş bildirgesinin veya prim ödemesinin bulunmadığı, isteğe bağlı ... a giriş bildirgesinin ve isteğe bağlı sigortalılık için yapılmış prim ödemesinin bulunmasının da sonuca etkili olamayacağı gözetilmeksizin karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

2.Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde "Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir.

Belirtilen açıklama ışığında somut olaya dönüldüğünde, mahkemece, “Davacının ... sigortalılığının başlangıcının vergi mükellefiyet başlangıç tarihi olan 21/02/1992 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğinin tespit ve tesciline,” denilmek suretiyle sigortalılık süresi aralığı yani başlangıç ve bitiş süreleri özellikle belirtilmeksizin infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle, 21.12.2022 gününde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.