7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/3198 E. , 2022/7510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.04.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.12.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av. ... .... Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 636 parsel sayılı taşınmazın 1950’li yıllarda müvekkilinin babasına verildiğini, yıllardır babasının kullandığını, babasının 1962 yılında taşınmazda bir kısım yeri müvekkiline hibe ettiğini, taşınmaz üzerinde müvekkilinin evi bulunduğunu, müvekkili ile birlikte dokuz-on kişinin de dava konusu taşınmazda evi olduğunu, önceki maliklerin taşınmazda hak sahibi olmadıklarını, davalının önceki malikleri kandırarak taşınmazı üzerine geçirdiğini belirterek taşınmazın müvekkilinin babası ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı önceki maliklerden bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının amacının el atmanın önlenmesi ve yıkım davasını engellemek olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu 636 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının incelenmesinde, taşınmazda kadastro tespitinin 22.05.1953 tarihinde yapıldığı; tapu kütük sayfasına göre taşınmazın 09.01.1968 tarih, 95 yevmiye numaralı hükmen tescil işlemi ile tespit malikleri adına tescil edildiği, davacının iddiasının kadastro tespitinden önceki nedene dayandığı ve davanın 05.04.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın esasına girilmeden hak düşürücü süre re'sen gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.