2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2014/4844 E. , 2014/11532 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Balıkesir 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :07.11.2013
NUMARASI :Esas no:2012/656 Karar no:2013/725
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aile konutu şerhi konulması yönündeki temyiz itirazları yersiz olup, bu hususta verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan hükmün bu kısmının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davacının, özgüleme isteği hakkında verilen karar ilişkin temyizine gelince;
Evlilik, 30.12.2004 tarihinde ölümle sona ermiştir. Davacı, ölen eşine ait birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisi lehine intifa veya oturma hakkı tesis edilmesini istemiş, dava dilekçesinde özgüleme isteğinin, katılma alacağına mı (TMK.md.240), yoksa miras hakkına mahsuben mi (TMK.md.652) olduğunu açıklamamış, bu husus yargılama sırasında da davacıya açıklattırılmamıştır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde, mal rejiminin ölümle sona ermesi halinde, sağ eşin birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı tanınması isteği (TMK.md.240), aile mahkemelerinin; miras hakkına mahsuben bunun talep edilmesi ise (TMK.md.652) sulh hukuk mahkemesinin görevi kapsamındadır. Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi ve ya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflardan açıklama isteyebilir (HMK.md.31). Dava dilekçesinde, özgüleme isteğinin hangi hakka karşılık talep edildiği belirtilmediğine ve bu husus dava dilekçesindeki maddi hadiselere bakılarak da tespit edilemediğine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesinin hakime tanıdığı “aydınlatma ödevi” çerçevesinde davacıdan özgüleme isteğinin, katılma alacağına mı, yoksa miras hakkına mahsuben mi istenildiğinin sorulup, bu hususun açıklığa kavuşturulması, talebin Türk Medeni Kanununun 240. maddesine dayandığının anlaşılması halinde aile mahkemesinin görevli olacağının gözetilmesi, aynı Yasanın 652. maddesine dayandığının anlaşılması halinde de şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Hukuki açıdan belirsiz olan bu husus aydınlatılmadan, hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.