40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dosya No: 2020/2330
İncelenen Kararın
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü ...'ün yönetimindeki ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacı ...'in adı geçen sürücünün kusuruyla neden olduğu kazada yaralandığını belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde 2.000,00 TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bedel artırım dilekçesi ile talep ettiği maddi tazminat tutarını 66.516,71 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek toplanmasını istediği kanıtları bildirmiş, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 39.910,03 TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ek raporda hesaplanan tazminattan %20 birlikte (müterafik) kusur, %20 hatır taşıması indirimi yapan bilirkişilerin, gerek kök raporda gerekse de ek raporda müvekkilinin alacağı tazminatı indirme gayreti arayışının hukuka aykırı olduğunu, hatır taşıması ve birlikte kusur indirimi yapma yetkisinin, davalının kanıtlaması koşuluyla %20 oranını geçemeyeceğini, müvekkili davacı lehine tam tazminata hükmedilmesi gerekirken hesaplanan tazminattan yinelemeli indirim yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. Herhangi bir çıkar karşılığı olmayan hatır taşıması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 51'inci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz.Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına birlikte kusur denilmektedir. (Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof. Dr.
M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan birlikte kusur TBK'nin 52'nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir. Birlikte kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin birlikte kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52'nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Dosyaya eklenen soruşturma belgelerinin incelenmesinde davacı ...'in kollukta alınan anlatımında dava dışı sürücü ... ile çilek yemeye gittiklerini beyan ettiği; adı geçen dava dışı sürücünün ise kollukta, birahanede alkol aldığını, seyir halinde olduğu kendisine ait motosikletin ön tekerinin patlaması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek refüje çarptığını söylemiş, Menemen Devlet Hastanesinde yapılan kan analizinde davacının 1,69 mg/dl alkollü olduğu anlaşılmış, kolluk tarafından düzenlenen "Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı" içeriğinde dava dışı sürücünün 0,617 promil miktarında alkollü olduğu belirtilmiştir. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; ilkeleri yukarıda açıklandığı biçimde hatır taşıması (taşımada taşıyanın çıkar ve yararının bulunmadığı iddiası) kanıtlanamadığından, hükmolunan tazminattan hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim yapılması yerinde görülmemiş; ancak, alkollü olduğunu bildiği sürücünün yönetimindeki motosiklete binen davacının bu davranışının birlikte kusur niteliği taşıdığının anlaşılması karşısında, tazminattan bu sebeple %20 oranında indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; bu itibarla aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanan 66.516,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatından %20 oranında birlikte kusur indirimi yapılmasıyla yetinilerek 53.213,37 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmolunması gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.